Türk Toplum Düşüncesi Tarihi Açısından Doğu Bilgisi-Batı Bilgisi Ayrımı ve Batıcılaşma
Aynı sorunlardan kaynaklanmasına rağmen ortak çözüm olmaması Doğu bilgisi ve Batı bilgisi ayrımına süreklilik kazandırmaktadır.
Doğu bilgisi ve Batı bilgisi ayrımı çözüm üzerinde bilinçlenme ve örgütlenme farklılığını belirtmektedir.
Yunan ile bir çözüm elde edilmiştir. Ancak çözümün temeli denetlenemediği için, çözümün ne olduğu sorusu öne geçmiştir. Yanlış bir şey üzerine inşa etmemek için de kesin, kalıcı bir bilgi sistemi oluşturmamışlardır.
Sosyoloji ortaya çıkışı sırasında kendini yeni bir bilgi sistemi olarak tanıtmış, açıklamalar bütünsel dünya görüşleri biçiminde yaygınlaştırılmıştır. Batı modern bilimi anlayışının kaynağında da aynı olay vardır.
Batı modern bilgisi öncelikle Batı üstünlüğünün tartışılmazlığına dayalıdır, Batı merkezcidir, dışlayıcıdır. Doğu, Batı üstünlüğünü kabul etse bile çıkar uyuşmazlığı nedeniyle bu açıklamalarla bütünleşmesi veya Batı kimliği ile ortaklığı söz konusu değildir.
Osmanlı'nın Batı’ya öykünmesi XIX. yüzyıl Batısıyla sınırlıdır. Bu nedenle XIX. öncesi Osmanlı tarihine yönelik bir kötüleme veya vazgeçme söz konusu değildir. Tam tersine XIX. yüzyıl Batı saldırganlığı nedeniyle geleneksel Osmanlı siyaseti ve üstünlüğü devlet düzeyinde de canlılığını korumaktadır.
Türkiye’de Batıcılaşma başlangıçta ve günümüzde de gerçekte Batı üstünlüğünü elde etmektir. Giderek Batıcılaşma Batı’dan farklı olduğumuz ve Batı’ya yetişmek ve benzemek için izlenmesi gereken yol ve kavramların alınması olunca dünya siyasetinde etkili bir yer ve rol edinme çabası olmaktan çıkmıştır.
Batı-dışı toplumlarda Batı etkisi belli direnmelere neden olmakta, bu direnme geleneksel kimlik savunusu veya dini, ahlaki bir direnç biçiminde Batılılaşma siyasetine karşı bir tepkiye dönüşebilmektedir. Ancak bütün bu tepkilere ve dirence karşın Batı’nın dünyanın kaderini hükmettiği görüşü güçlendiği için Batılılaşma kaçınılmaz sayılmaya devam etmektedir. XIX. yüzyıl sonrası Batı bilgisinin yaygınlaşması, Batı’nın bakış açısından, getirdiği açıklamaların gücünden değil Batı üstünlüğünden kaynaklanmaktadır.
XIX. yüzyılda Batı kendi bilgisini evrenselleştirme eğilimi içine girmiştir. Bu durum literatürde Batı-merkezcilik olarak anılan yaklaşımı doğurmuştur.
XIX. yüzyılda sosyoloji ortaya çıkışı sırasında kendini yeni bir bilgi sistemi olarak tanıtmış, açıklamalar bütünsel dünya görüşleri biçiminde yaygınlaştırılmıştır.
Batı, Amerika’nın keşfi ve tarih dışı kalmış toplumlarla kurduğu yeni ilişkilerden aldığı güç ile XIX. yüzyılda geleneksel Doğu uygarlıkları ile yeni bir ilişki başlatmıştır. Bu ilişkilerde yeni toplum kesitleri etkin bir rol oynamış, giderek toplumun bu yeni ilişkiler içinde yer almasıyla bilgi geniş kitlelere mal edilmiş, Batı bu yolla Doğu ile ilişkilerinde toplum güçlerinden yararlanma imkânı bulmuştur. Geniş toplum kesimlerinin kendi kaderi üzerinde etkili olması, bilginin paylaşılmasını, bilgi ortaklığını mümkün kılmıştır. Bu, bilgide ayrıcalıkların, kutsallıkların tartışılması açısından önemlidir.
Batı modern bilgisinin bir anlamda XIX. yüzyılda sözcülüğünü sosyoloji üstlenmiştir. Bu temel yaklaşıma bağlı olarak Batı’da sorunlar ve temel çelişki Batı toplumunun veya uygarlığının içindedir ve sorunların da toplum yapısındaki aksaklıkların giderilmesiyle ortadan kalkacağı savunulmaktadır.