Batı Bilgisinin Evrenselleştirilmesi: Osmanlı Bilgi Mirası ile Batıcılaşma Arasında İlişki ve Karşıtlık

Toplum bilgisi/bilinci kişisel ilişki ve çözümün ötesinde toplumlar arası ilişkilerde ortaya çıkan farklılıklara dayanmaktadır. İlk toplumların gündelik yaşamın kendisiyle sınırlı bilgisiyle tarihte ilk ortaya çıkan uygarlıkların geleceği öngörmeye, yön vermeye, planlamaya dayalı sistematik bilgisi arasında (farktan öteye) büyük bir sıçrama vardır.

Uygarlık sıçramasından söz etmek için tarım devrimi, yerleşik yaşam, yazı gibi üç temel koşuldan söz etmek gerekir. Bu koşullar insanlık tarihinin başlangıcını oluşturmuştur.

Tarih boyunca bilgi üretimi, bilginin saklanması, aktarılması, kullanılması ve denetimi siyasal iktidarın tekelinde olmuştur.

Toplum çözümü ile ilgili bilgilerin sistemli hale gelmesi, kurumsallaşması, ayrışması, uzmanlaşmaların ortaya çıkması tarihi koşullar ve çözüm ile ilişkilidir. Bireysel, toplumsal, siyasi, askeri, dini, bilimsel, sanatsal, hukuki, iktisadi, gündelik bilgi biçimlerinin birbirinden ayrışması, farklı bilgi biçimlerinden ortaya çıkması, toplumlar arası ilişkilerde daha ileri bir çözümün ve örgütlenmenin ürünüdür.

Toplumsal olay ve ilişkilerin çok yönlülüğü ve karmaşıklığı yüz yüze, basit aktarma, sahip çıkma çabasını zorlayarak daha geniş ve karmaşık bilgi sistemlerinin, kurumların, uzmanlıkların, teknik araçların ortaya çıkmasına izin vermiştir.

İlk sistemli çözüm ve toplumsal bilgi örgütlenmesi örnekleri Doğu uygarlıklarında ortaya çıkmıştır. Yakın-Doğu’nun dışında ilk sistemli bilgi örnekleri Hindistan, Çin gibi geniş bir coğrafya alanına yayılmıştır.

Yerleşik toplumlarda üretimden barınmaya işleri planlamak, tarım için planlı olarak tohum toplamaya ve saklamaya, askeri, siyasi planlama ve hazırlığa kadar çeşitli faaliyetler toplumsal bilginin alt yapısını oluşturmuştur. Giderek toplumlar arası askeri, idari, siyasi, ticari ilişkilerin genişlemesiyle sistemli yol ağlarına dayalı toplumlar arası örgütlenmelerden, okul ve kütüphane kurumlarına kadar çeşitli uzmanlıklardan, ilişkiler üzerinde denetim kurma çabasından söz etmek mümkündür. Bu konuda ilk uygarlığa geçişin örneklerini veren geleneksel Doğu uygarlıkları bilginin toplumsallaştırılarak sahip çıkılması, sistematik bir biçim alması konusunda öncülük yapmışlardır.

Doğu uygarlıklarında üretim ve yönetim/siyaset düzeyinde ve iki farklı düzeyde ve nitelikte örgütlenmenin gelişmesi, Doğu bilgisi içinde de bir ayrımı belirtmektedir. Ancak üretim ve yönetim örgütleri birbiriyle dayanışma içinde oldukları için bu konuda ortaya çıkan bilgilerde birbirine uyumludur.

Batı örgütlenmesinin ve çözümünün temeli Doğu ile ilişkiler olmuştur. Doğu bilgisi ile Batı bilgisi arasındaki en büyük farklılık, Doğu’nun kendi uygarlık zeminini kendi üretimiyle tanımlaması, buna karşılık Batı’nın Doğu ile ililşkiler içinde kendi kimliğini tanımlamasıdır.

Tarihin başlangıcından itibaren ticari, askeri egemenlik ilişkileri birbirinden bağımsız ama birbirine koşut ayrı uygarlıkların karşılıklı ilişkiler kurmasını gerektirmiştir. Siyasi, ticari, askeri, idari, hukuki ilişkilerin denetimi çabası elde edilen bilgi ve deneyimlerin saklanması, geleceğin planlanması ve toplum çözümünün geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Doğu’da devlet bilimleri ile üretim bilimleri sınıflandırması ve ayrımı geleneksel Doğu uygarlıklarının kendi koşulları ve özelliği gereğidir. Devlet bilimleri/bilgisi arasında toplum ideolojisi, siyaset, askerlik, yönetim, tarih bulunmaktadır. Bunlar herkese açık olmayan, uzmanlık gerektiren ve devletin koruması altındaki bilgilerdir.