Bilginin Toplumsallaşması ve Toplumsal Bilincin Özellikleri

Bilgi sosyolojisi toplum düşüncesinin kökenini araştırma, bilginin nasıl oluştuğunu ve işlediğini gösterme çabasındadır.

Günümüzde bilgi ve gerçeklik arasında ilişkide farklı değerlendirme ve yöntemler, bilginin değişmesi bilgi ve gerçeğin kendisine karşı kuşkuya dönüşmektedir. Gerçeklik hakkında geçerli, ortak, bütünsel bilgi edinmek söz konusu olmayınca gerçeklik (gerçeğin bilgisi) de yok sayılmaktadır.

Bilgi sosyolojisi giderek gündelik yaşamın bilgisi ile kendini sınırlamaktadır. Gündelik yaşam bilgilerinin tanımlanması, sınıflanmasıyla bilgi türleri kültürel biçimler olarak anlamlar kazanmaktadır.

Gündelik yaşamın sıradan bilgileri de bilgilerimizin kapsamı içindedir, ancak bu bilgilerin kapsamı, içeriği temel konu ve sorunlarla ilişkisi içinde anlam kazanmaktadır.

Gerçeklik ile bilgi arasındaki ilişki çeşitli sosyal bilimlerin ortak konusudur. Bilgi sosyolojisi tartışmaları bu anlamda sadece sosyoloji ile sınırlı kalmamakta diğer sosyal bilimlerin bakış açısının da belirlenmesinde etkili olmaktadır.

Toplum çözümünün özelliklerine bağlı olarak insan bilgi ve deneyimleri bazı nitelikler kazanmıştır.

Bilgi, insanın önceki deneylerinden anında yararlanma becerisidir.

Bilim değişik deneylerden elde edilen bilgileri bütünlüğü içinde değerlendirme çabasıdır. Böylece yeni deneylerde bulunma, yeni bilgiler üretme imkânı ortaya çıkacaktır.

Çözüm değişikliğinin ayrıcalık dağılımını değiştirmesi, yeni çözüm sahiplerinin farklı kesitler olması toplum bilgisinde değişikliklere veya sınırlılıklara, yasaklara neden olacaktır. Bütün bu açıklamalardan yola çıkarak bilginin tanımı açısından çıkaracağımız en önemli sonuç toplum bilgisin tarihi bir olay olmasıdır.

Bilginin toplumsallaşması, toplumsal bilincin özellikleri bilginin doğuş koşulları ile ilgili geçmişte kalan bir konu değildir. Günümüz bilgi ve toplum anlayışımızı da belirlemektedir.

Gündelik yaşamın sıradan bilgileri de bilgilerimizin kapsamı içindedir, ancak bu bilgilerin içeriği temel konu ve sorunlarla ilişkisi içinde anlam kazanmaktadır. Aksi takdirde bir bilgi birikiminden, ilerlemesinden söz edilemezdi.

İnsan doğa ile ilişkilerindeki eksikliğini ve uyumsuzluğu iki yolla aşmıştır: 1. Alet kullanarak, 2. Kendi türüyle ilişkiler kurarak (toplum örgütlenmesi). Öncelikle insan doğanın zorunlu kıldığı ilişkilerden alet kullanımı ile bağımsızlaşmıştır. Yine alet kullanımıyla insan bu ilişkilere bir biçim verme imkânı bulacak, insanın çabası toplumsal faaliyet biçiminde şekillenecektir.

İnsan, kendiliğinden olmayan bulunmuş olumlu çözümün tekrarlanması, korunması, devam etmesi işlemini çeşitli yollarla sağlamaya çalışmıştır. Öncelikle belli toplum kurumları aracılığıyla, söz gelişi eğitim, gelenek, ahlaki kurumlar, değerler yolu ile bulunan çözümün, bilgi ve deneylerin tekrar edilmesi, korunması ve sahip çıkılması mümkün olmuştur.

Bilgi elde edilen çözümün korunmasına yönelik olarak belli değerler, kurallar dizisi ve uygulamalar olarak biçimlenmiştir. Bununyanında doğrudan çözüm söz konusu olmadığından bilginin toplumsallaşması ve çözümün örgütlenmesi birlikte gerçekleşecektir. Bu durum bilgi ile iktidar, otorite arasında bağlantıları ortaya çıkardığı gibi çözüm ile ilgili bilgilerin uygulamaya konması zorlama biçiminde de karşımıza çıkacaktır. Bilginin bir güç, ayrıcalık olarak görülmesi bu nedenledir.