Aydınlanma’ nın Kaynakları ve Tarihsel Arka Planı

Aydınlanma hareketinin yaklaşık olarak 17. yüzyıl ortalarında başladığı, 18. yüzyılda geliştiği ve Fransız Devrimi ile sonuna vardığı kabul edilir. Aydınlanma hareketi Batı Avrupa'da ortaya çıkmış bir harekettir.

Aydınlanma düşünürleri evrenin akıl aracılığıyla kavranabileceğini ve bu yolla insanın bilgiye, özgürlüğe ve mutluluğa ulaşabileceğini savundular. Aydınlanma İnsanları uygun eğitimle işlenebilir ve geliştirilebilir eşit bilişsel becerilere sahip bağımsız birimler olarak gördü. Modern bilimin ortaya çıkışıyla birlikte Avrupalıların yüzyıllar boyunca etkilendikleri Klasik Yunan - Roma mirasına, Germen kültürüne ait sosyal kurumlara ve bunların hepsinin üstünde Hristiyanlığa dayanmaya devam etti. Feodalite Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile başlayan, Orta Çağ boyunca bilhassa Batı Avrupa’da hâkim olan bir toplum düzenidir. Feodal düzenin en belirgin özelliği devlet birliğinin mevcut olmamasıdır. Halk doğrudan doğruya devlete değil toprak sahiplerine bir başka deyişle senyörlere bağımlıdır. Bu bağımlılık elbette belli kurallar içerisindedir. Vassal, senyöre saygı ve sadakat yemini ederdi. Buna karşılık olarak senyör, vassalını korumakla görevliydi. Lord, vassalı koruyacak, adaleti sağlayacak, toprağını işletecek, çeşitli meselelerde hakemlik görevi üstlenecek ve vassalın ölümü durumunda mirasın bölüşülmesini sağlayacaktı. Vassallar ise lorda hizmet edecek ve vergi ödeyecekti. Katı sınıf ayrımının olduğu feodal düzende halk tabakalara bölünmüştür. Feodalitede soylular, katmanları birbirine vassallık ilişkisiyle bağlı olan bir piramit şeklinde örgütlenmişlerdi.

Aydınlanma düşüncesinin temel özelliği, geleneksel görüş ve inançlara karşı bilim ve mantığı öne çıkarmak böylelikle toplumların gelişmesine katkı sağlamaktı.

Batı Avrupa toplum yapsında yaşanan gelişmeler aristokrasinin yerini burjuvaziye bırakması pek çok alanda değişimlere neden olmuştur. Bu elbette yanında diğer pek çok faktörüde getirmiştir. Özellikle dünya ticaretinde yaşanan küresel ölçekli gelişmeler toplumların daha açık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur.

Entelektüel açıdan Aydınlanma Orta Çağ'ın sonu anlamına gelmekteydi.

Aydınlanma kısaca, Avrupalıların “olgunluk çağı”na ulaşmalarıdır. Orta Çağ Hristiyanlığının ebeveyn olarak görülmesi ve seküler Avrupa kültürünün Rönesans’ta doğan bir çocuk olarak görülmesi güçlü bir metafordur. Çocukluk, ebeveynin tutumu, dinî geleneğin ağırlığı ve aile tartışmaları yüzünden sıkıntılı geçmekteydi. Ana değişim kişinin kendisi için düşünme ve hareket etme yeteneği yani “aklın özerkliğiyle” geldi. Fakat çocuk, aileden birçok güçlü kalıtsal özellik devralmıştı.

Entelektüel açıdan Aydınlanma gerçek anlamda Orta Çağ’ın kesin olarak sonudur. Reform hareketi her neresinden bakılırsa bakılsın Orta Çağ zihniyetindeki insanların gerçekleştirdiği bir harekettir; işte bu nedenden dolayı Aydınlanma hareketi gerçek anlamda Reform hareketinden gerçek anlamda son derece farklıdır.

Aydınlanma hareketi insanlık tarihinde yeri belki de hiçbir zaman değişmeyecek olan rasyonalizm ve hümanizm akımlarını aşılamıştır. Avrupalılarda yeni bir iyimserlik ve yapabilecekleri şeyler hakkında yeni bir inanç duygusunu ortaya çıkartmıştır. Her şeyden bağımsız zihin fikrini beyinlere kazımıştır. İki yüzyıl boyunca reformculara ve liberallere hayat verip dünyaya yayılacak olan ilkeleri biçimlendirmiştir.