Aydınlanma ve Doğu: Şarkiyatçılık

Aydınlanma’nın Doğu'ya bakışı olan Şarkiyatçılığa tarihsel bir perspektiften bakmak, Şark'a ilişkin bilgi üreten kurum ve kuruluşlar anlamamız açısından önemlidir. Şarkiyatçı metodolojiyi, Şark’ı ele alma biçimlerini incelemek Şarkiyatçılığın sonuç ve sorunları anlamamıza da yarayacaktır.

Şarkiyatçılık, Avrupa’nın coğrafi olarak doğusunu, Kıta Avrupa'sı dışındaki (Yakın) Asya ve (Kuzey) Afrika bölgelerindeki halkları edebî, kültürel, sanatsal, akademik, askerî, siyasal, toplumsal ve medyatik düzlemde ele alan çalışmalardır.

Batı’nın kendi iç gelişmeleriyle Doğu’yla girdiği ilişkiye bağlı olarak Şarkiyatçılık zamanla değişmiştir. Aydınlanma öncesi Avrupa, kendi doğusunu, Hristiyanlığın kutsal ve dinsel metinleri çerçevesinde dinsel bir mekân olarak tasavvur ederdi.

Aydınlanma Dönemi’nde şark, laik ve rasyonel bir temelde ve bilimsel bir bakış açısıyla ele alınır. Doğu’ya yönelik seküler bakış Şarkiyatçılığı “dünyevileştirir”. Bu değişimin nedeni, Aydınlanmayı doğuran sebeplerle aynıdır; coğrafi keşifler ve antik eserlerin yeniden ele alınması.

Coğrafi Keşifler, Doğu’nun -Hristiyanlığın doğuş mekânı- Filistin'den daha geniş bir coğrafyayı kapsadığı ve buralarda yaşamakta olan güçlü ve mutlu medeniyetlerin gösterir. Bu, toplumsal mutluluğun tek kaynağının Hristiyan öğretisi olduğu yönündeki Skolastik Düşüncenin prestijini sarsar. Antik eserlerin yeniden ele alınmasıyla, kutsal metinlerin bahsetmediği “laik” toplum ve kültür keşfedilir. Böylece “tarihselcilik” denen tarihsel kıyaslama metodolojisinin gelişmesi mümkün hâle gelir. Aydınlanma düşüncesini doğuran ve geliştiren teknolojik buluşlar ise, Batı’nın Doğu üzerindeki ilgisini askerî, siyasi ve toplumsal bir boyuta taşır. "Modern şarkiyatçılık" denilen dönem, Napolyon’un Mısır seferi ile başlar ve Şarkiyatçılık emperyalizmin bir veçhesi olur.

1. Dünya Savaşı, emperyalizmin Orta Doğu’daki mevcudiyetini güçlendirir. Batı, coğrafi ve siyasi hâkimiyetini artırırken, Şarkiyatçılık “hayati” bir disiplin hâline gelir. Suriye’de Fransız ve Irak’ta İngiliz Manda yönetimleri, Şarkiyatçılığı bir bürokratik kurum hâline getirir. İki savaş arası dönemde, Batı karşıtı hareketlerden dolayı, Şark bir “ortak” olarak düşünülmeye başlanır. Şarkiyatçılık; bağnazlığı, yabancı düşmanlığını aşan bir kültürel temel, evrensel kültür tanımı üzerinde yeniden temellenir. 2. Dünya Savaşı sonrası, Şarkiyatçılığın merkezi Amerika Birleşik Devletleri’ne kayar. Şarkiyatçılık daha fazla ihtisaslaşır ve Doğu kökenli uzman sayısı artar.

Edward Said’in kaleme aldığı Şarkiyatçılık, kolonyal çalışmaların kurucu metinlerinden biri olur. Bu çalışmasında Said, Şarkiyatçılığı, bir organizasyon ürünü olarak resmeder: Geleneksel ilimlerle, kamusal kuruluşlarla, belirli yazım türlerinin ortaya çıkardığı bir üründür.

Şarkiyatçılığın birçok metodolojik sorunu vardır. Sübjektif, politik saikleri olan, klişeler ve tipolojilerden beslenen, objektif ve bilimsel araştırma yöntemlerine uygun olmayan metodolojik kusurlar içerir.

Şarkiyatçı görüşlerin oluşturulması kurumsallaşmasında şu kuruluşlar önemli roller üstlenir: Fransız Asya Cemiyeti (1822), Britanya Kraliyet Asya Cemiyeti (1823) ve Amerikan Şark Derneği (1842). Sabit ve belirli bir Şarkiyatçı profilinden bahsedemeyiz. Şarkiyatçı profili zamanla değişir. Klasik dönemdeki din adamları, Rönesans ile yerini gezginlere bırakır. Aydınlanma Çağı’nda uzmanlar öne çıkar.