Çok Partili Hayata Geçiş ve Demokrat Parti’nin Kurulması
Türkiye’nin Çok Partili Hayata Geçiş Süreci
Türkiye, 15 Ağustos 1945’te Birleşmiş Milletler'e kabul edilmişti. Demokratik tarafı temsil ettiğini iddia eden bu örgüt, doğal olarak otoriter anlayışla yönetilen ülkelere karşı mesafeli duruş sergilemiştir. Bu gerçeğe göre hareket eden Türkiye, konumunu değiştirme gereği duymaya başlamıştır. Ve bunun ilk adımı da 19 Mayıs 1945’te İsmet İnönü’nün yeni mesajlarıyla atılmıştı. Bu mesaj ülkede çok partili hayata yeniden geçilebileceğinin ilk işareti olmuştur
Demokrat Parti’nin Kuruluş Süreci
Türk siyasal hayatında demokrasiye geçişlerde inişli çıkışlı süreçler 1945’ten itibaren yerini daha olumlu, gerçekçi ve somut çabalara bırakmıştı. “II. Dalga Demokrasisi” olarak tanımlanan bu süreçte demokrasinin en önemli unsurlarından olan farklı görüşte siyasi partilerin kurulmasının hızlanması dikkat çekici olmuştu. Bu süreçte kurulan en önemli parti ise Demokrat Parti idi.
Dörtlü Takrir (Önerge)
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu Tasarısı, TBMM gündemine gelince, Meclis’te çok sert tartışmalar yaşanmıştı. 7 Haziran 1945’te Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve Adnan Menderes’in imzalarının bulunduğu “Dörtlü Takrir” diye bilinen önerge, CHP Meclis Grubu’na sunulmuştu.
Takrir, 12 Haziran 1945’te CHP grubunda görüşüldü ve görüşmeler sonucunda da önergede isimleri olan dört kişinin dışında, oy birliği ile reddedilmişdir.
Tan Gazetesi Olayı
DP’nin kuruluş çabalarının devam ettiği esnada Zekeriya ve Sabiha Sertel’in çıkardığı Tan Gazetesi ve Görüşler Dergisi'nde Celal Bayar ve arkadaşlarının fikren ve fiilen desteklenmiş, İnönü ve CHP yönetimine karşı ise ağır eleştiriler yapılmıştır. Bu baskınların hükümetin muhalefeti susturma planı olduğunu ileri süren Serteller, CHP’ye karşı Celal Bayar ve arkadaşlarıyla ortak hareket etmişti. Tan Gazetesi baskını aslında muhaliflere bir uyarı olarak da değerlendirmiştir.
Demokrat Parti’nin Kurulması (7 Ocak 1946)
Yeni partinin kurulması için gerekli ön çalışmalar süratle tamamlanmıştı. Türkiye’de uzun ve sancılı yıllardan sonra çok partili hayata dolayısıyla demokrasiye yeniden geçiş çabaları, 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin kuruluşundan sonra kısa bir sürede örgütlenerek başarılar kazanmasını sağladı.
1950 Seçimleri ve Demokrat Parti
Günaltay Hükümeti'nin ilk işi 16 Şubat 1950’de TBMM’de kabul edilen tek dereceli, gizli oy açık tasnif ve seçimlerin adli denetim altında yapılmasını sağlayan kanunu çıkarmak olmuştu. Alınan karar doğrultusunda TBMM, 24 Mart 1950’de kendini fesh ederek 14 Mayıs 1950’de serbest genel seçimlerin yapılmasına öncülük etmişti.
Demokrat Parti’nin İktidar Yılları
DP, ilk grup toplantısını 20 Mayıs 1950’de yapmıştı. Bu toplantıda Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanlığı’na, Refik Koraltan’ın da TBMM Başkanlığı’na aday gösterilmesi kararı alınmıştı. 23 Mayıs’ta da İsmet İnönü, CHP Genel Başkanlığı görevini yeniden devralırken DP’de ise, Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, Adnan Menderes hem genel başkanlığa hem de başbakanlığa getirilmişti.
Demokrat Parti’nin İktidar Yıllarında Dikkat Çeken Bazı Önemli Faaliyetleri
Komutanlar ve Valilerin Bir Kısmının Tasfiye Edilmesi
Adnan Menderes Hükümeti, 2 Haziran’da güvenoyu almıştı. Birkaç gün sonra da askerin hükümete karşı darbe yapacağı ihbarı üzerine harekete geçen yeni hükümet, bir durum değerlendirmesi yapmıştı. Bunun sonucunda orduyu hizaya getirmek için harekete geçilmişti. Birçok general ve üst rütbeli subay emekliye sevk edilmiştir.
Arapça Ezan Yasağının Kaldırılması
1932’de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir tamimiyle Arapça ezan yasaklanmış, 1941’de de 4055 sayılı kanunla bu yasak yasal bir zemine kavuşturulmuştu. Halkın büyük bir kesiminin tepkisini çeken bu yasak, CHP’ye karşı kullanılmıştı. DP, muhafazakâr seçmenine verdiği sözü tutmak adına 16 Haziran 1950’de Arapça ezan yasağını kaldırmıştır.
Kore Savaşı ve Türkiye’nin Nato’ya Girişi
Demokrat Parti’nin dış politika alanında aldığı ilk ve en önemli kararı Kore Savaşı’na Birleşmiş Milletler kararı doğrultusunda katılmak olmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kore’ye müdahale için oluşturacağı uluslararası güce Türkiye’nin davet edilmesini, ileride NATO (Kuzey Atlantik Paktı)’ya girebilmek için önemli bir fırsat olarak değerlendiren DP Hükümeti, 25 Temmuz 1950’de 4500 kişilik bir tugay ile bu güce iştirak edeceğini beyan etmişti.
6-7 Eylül Olayları
6 Eylül günü Expres gazetesinde çıkan asılsız bir haber, yaşanacakların kıvılcımı olmuştu. Gazetede çıkan bu asparagas habere göre Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atılmıştı. Bu haberin duyulması üzerine İstanbul ve İzmir’de başlayan gösteriler buralarda yaşayan Rumların canına ve malına yönelik şiddet eylemlerine dönüşmüştü.
Tahkikat Komisyonu’nun Kurulması (18 Nisan 1960)
1959 yılında, DP’nin politikalarına karşı olanlar değişik zamanlarda Uşak, Çanakkale, Kayseri, İstanbul, Ankara gibi şehirlerde gösteriler yapmış, buna karşı hükümet de bazı tedbirler almıştır. Hükümet olaylara ilişkin yayınladığı bildiride, olup bitenlerin CHP’nin silahlı tertibi olduğunu vurgulamış ve basının bir kısmını da şiddet eylemlerini teşvik etmekle suçlamıştır. Nihayetinde Hükümet, bütün bu tarz olayların sebebini ve gelişmeleri aydınlatmak için “Tahkikat Komisyonu” kurmaya karar vermiştir.
1960 Askeri Darbesi ve Demokrat Parti İktidarının Sonu
Hükümete karşı yapılan yıpratıcı eylemler karşısında çaresiz kalan DP’li yöneticiler inisiyatifi hukuk dışı oluşumlara kaptırmıştı. Durumdan vazife çıkaran Türk Silahlı Kuvvetleri içinde ortaya çıkan “Albaylar Cuntası” 26/27 Mayıs 1960 gecesi ülke yönetimine el koyduklarını ilan etmişlerdi.