Atatürk’ün Ölümünden Sonra Türkiye

Türkiye’de Tek Parti Yönetiminin Kurulması

Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’de sosyal, siyasal, ekonomik vb. alanlarda çok önemli reformlar yapıldı. 1930 yılına kadar çok partili hayat geçiş denemeleri yapıldıysa da ülkenin içinde bulunduğu şartlardan dolayı başarılı olunamadı. 1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapanmasından sonra ülkede tek parti yönetimi kurumsallaşmaya başladı.

Tek Parti Yönetimi süreci 1935’te toplanan IV. CHP Kurultayı’nda kendini gösterdi. Genel Sekreter Recep Peker, yeni parti programı ve tüzüğünde yapılacak değişikliklerle parti-devlet bütünleşmesinin sağlanacağını ilan etti. 18 Haziran 1936’da alınan bir kararla da valiler aynı zamanda CHP il Başkanı, İçişleri Bakanları'nın da CHP Genel Sekreteri olması usulü getirildi.

Atatürk’ün Ölümünden Sonra Türkiye’de Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler

İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı Seçilmesi

Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra 11 Kasım 1938’de CHP grubu toplandı ve Cumhurbaşkanlığı için İsmet İnönü’yü Cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. TBMM’de yapılan oylamanın sonucunda da 387 milletvekilinden 348’inin oyunu alan İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti’nin II. Cumhurbaşkanı seçildi.

1945 Yılına Kadar Türkiye’de İç Siyaset ve Bazı Önemli Gelişmeler

Millî Korunma Kanunu

II. Dünya Savaşı sürecinde büyük sıkıntılar çeken Türkiye’de fiyatlar hızla artmış, karaborsacılar çoğalmış, enflasyon beklentileri artmış, halk ciddi sıkıntılara girmiştir. Bu durumu engellemek için 18 Ocak 1940’da“Millî Korunma Kanunu” TBMM’de kabul edildi.

Müstakil Grup Kurma Çabaları

29 Mayıs 1939’da toplanan Kurultay’da çok önemli kararlar alındı ve tüzük değişikliği gerçekleştirildi. Yapılan bu değişikliğe göre daha önceki kongrede prensipte kabul edilen Başbakanın Genel Başkan Vekilliği, İçişleri Bakanının Genel Sekreter olması usulü kaldırıldı. 1931’den önce hayata geçirilmiş olan parti müfettişlikleri yeniden kuruldu. Diğer taraftan tek parti sistemindeki muhalefet eksikliğini gidermek üzere Cumhuriyet Halk Partisi içinde parti ve hükümeti denetlemesi öngörülen bir grup kurulması kararlaştırıldı. Bu amaçla kurulan Müstakil Grup, siyaset bilimi açısından tek partili sistemden çok partili sisteme geçişte bir deneme olarak değerlendirilse de pratikte bekleneni veremedi ve 1946 Kurultayı’nda da kaldırıldı.

Varlık Vergisi

II. Dünya Savaşı’nın ekonomik alandaki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak isteyen hükümet, yeni bir vergi ihdas etti. Çıkarılan kanun, vergiyi varlıklı ve büyük gelir sahibi olanlardan almayı öngördüğü için “Varlık Vergisi” olarak adlandırılmaktadır. Yasa TBMM’de 11 Kasım 1942’de kabul edilmiştir.

15 Mart 1944’de 4350 sayılı kanunla Varlık Vergisi uygulamalarından vazgeçildi. Ancak vergi süreci iyi götürülemediği gibi istenilen vergide tahminlerin çok altında kalındı ve başarısız bir uygulama olarak tarihe geçti.

Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri, parti-devlet bütünleşmesi süreci denilen Tek Parti, Millî Şef Dönemi’nde köyde eğitimi yükseltmek için hayata geçirilmiş önemli bir eğitim projesidir. Köy Enstitüsü Kanunu, 17 Nisan 1940’da TBMM’de kabul edildi. Köy Enstitüleri Kanunu’nun TBMM’de kabulünden sonra 1941-1949 yılları arasında Enstitülerin sayısı yirmi bire yükseldi.

27 Ocak 1954’te 6234 sayılı kanunla Köy Enstitüleri, öğretmen okulları olarak değiştirilerek kapatıldı.

Toprak Reformu

Toprak Reformu, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren tartışılan konulardan biridir. Mustafa Kemal Atatürk Dönemi’nde atılan bazı adımlara rağmen, tam anlamı ile gerçekleştirilememişti. Atatürk’ün ölümünden sonra kurulan hükümetler de bu konuyu çok önemsemişti. Nihayet bu konuda somut adım atıldı ve “Çiftçiyi Topraklandırma Yasası” TBMM’de 11 Haziran 1945’te kabul edildi.Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli projelerinden biri TBMM’de kabul edilip yasalaşmasına rağmen maalesef uygulamaya konulamamıştı.

II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Politik Tavrı

Türkiye, Avrupa’da savaş çıktığında tarafsız kalmanın millî çıkarları için daha doğru olacağını düşünmüştür. Ancak Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik konumu gereği büyük devletlerin politikalarına karşıt politika ve tavır belirlemesi de bir o kadar zor olmuştur. Savaşın her iki tarafı da Türkiye’nin ya tarafsız olmasını ya da kendilerinin yanında yer alarak tavır belirlemesini çok önemsemiştir.

1945 Sonrası Türkiye’de Yaşanan Bazı Önemli Gelişmeler

II. Dünya Savaşı’nda müttefiklerin baskılarına rağmen Türkiye’yi savaş dışı bir konumda tutmayı başaran İnönü, savaş sonrası iç politikaya dönük önemli adımlar atmayı da bildi. Savaş sonrası Türkiye, tavrını demokratik devletlerden (ABD, İngiltere vb.) yana kullanmasıyla Yeni Dünya Düzeni'nde aktif roller üstlendi. Bu da demokratik rejimden yana politikada itici dış güç oldu. Demokrasi ve çok partili hayata geçiş uğrunda önemli adımlar atıldı.

Atatürk Dönemi’nde yaşanan tecrübeler ve 1924 tarihli anayasanın özgürlükçü felsefesi ve içeriğinde çok partili hayata yönelik herhangi bir engelin bulunmaması üzerine ilk adım atıldı ve 1945’ten itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin dışında yeni partiler kuruldu. Bunlardan en önemlisi 7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti’dir. Uzun bir aradan sonra demokrasi yolunda kararlılığın bir ifadesi olarak 21 Temmuz 1946’da ilk defa tek dereceli ve açık oy, gizli tasnif esaslarına göre genel seçim yapıldı.