Bilimsel Düşünce

Bilimsel düşünce bilgiyi arama eğilimi ve bu bağlamda teori ile pratik arasında yapılan bilinçli ayırım olarak tanımlanmaktadır. Bilimsel düşünce ayrıca bir problemin çözüm süreci olarak da betimlenmektedir. Bilimsel bilgi elde etme süreci dört ana unsur üzerine bina edilmektedir. Bunlar sırasıyla ilgili fenomen bağlamında ileri sürülen teori ve hipotezler, bunları doğrulamak için yapılan deney ve gözlemler, buradan elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ve yorumlanması ve son olarak da konuyla ilgili mümkün olduğu kadar deney yapıp sonuçta bir teori oluşturmak ya da mevcut olan teoriyi revize etmektir.

Bilimsel araştırma her şeyden önce “bilimsel bir meraktan” kaynaklanır. Merak ise ilmin hocasıdır. Aristoteles MÖ. 4. yüzyılda felsefeyi bu bağlamda şöyle tanımlar: “İnsan evren karşısında duyduğu hayranlıktan dolayı felsefe yapmaya başlamıştır.” Bilindiği üzere Antik Yunan'da felsefenin karşılığı bugün bizim bilimden anladığımız şeydir. Bu merak ve meraktan doğan araştırma isteği Aristoteles'e göre oldukça insani bir durumdur. “Başlangıçta insanlar, gözlerinin önünde duran ve açıklayamadıkları şeyler üzerine hayranlık duymuşlardır. Daha sonra yavaş yavaş ilerleyerek daha büyük varlıklarla mesela ayla, güneşle, yıldızlarla ve evrenin oluşumu problemiyle karşılaşmışlar ve bazı zorluklarla yüz yüze gelmişlerdir.” Bilim tam da bu noktada ortaya çıkar.Bilimsel araştırma aslında “bilimi” aramadır. Araştırma bilimsel olmak zorunda olduğundan birey aslında önceden çizilmiş bir çerçeve ile karşı karşıyadır.

Bir bilimsel çalışmanın en temel amacı, sistemli ve sağlam bir şekilde desteklenmiş açıklamalar elde etmektir.

Bilimin oluşum süreçleri üç temele dayanmaktadır. Bunlar; bilimsel yöntem, bilimsel kuram ve bilimsel yasadır. Bilimsel yöntem de olgusal ve kuramsal süreçleri içermektedir.

Bilimin ne olduğu, doğası, amacı, yöntemi ve onun insan hayatındaki yerinin ne olduğu konusunda çok çeşitli akımlar, kuramlar ve bakış açıları ortaya çıkmıştır. Bu durum gayet olağan bir durumdur; zira bilim doğası gereği insan hayatını pek çok açıdan etkilemekte, yönlendirmekte, yaşam imkânlarını genişletmekte ve nihai anlamda insanın dünya ile kurduğu ilişkileri derinden etkileyebilmektedir. Bu bakış açıları genel olarak iki alt başlık altında toplanabilir. Bunlardan ilki “bir ürün olarak bilim” anlayışını savunan mantıkçı pozitivistler ile “bir etkinlik olarak bilim” anlayışını savunan T.Kuhn ve taraftarlarıdır.

Bilimsel araştırmanın bu ve benzer işlevleri, bir olgunun betimlenmesi açıklanması tahmin edilmesi ve kontrol edilmesi şeklinde özetlenebilir;

Betimleme İşlevi bir doğa ya da toplumsal olgunun özelliklerinin, sıklığının ve görülme biçiminin tanımlanması olarak düşünülebilir. Bilimin açıklama işlevi ise bir olgunun nasıl ortaya çıktığının ve olayın nasıl gerçekleştiğinin bileşenleri ile birlikte açıklanması anlamına gelir. Bilimin tahmin işlevi ise olgu, olay ya da nesneler arasındaki ilişkilerden hareketle gözlemlerin önceden ön görülebilmesinin sağlanmasıdır. Bilimin kontrol özelliği ise aslında birtakım deneylerle sonuçların kontrol edilebilirliğinin araştırılması anlamına gelir.

Kuhn bilimsel süreci bilim öncesi dönem, olağan bilim dönemi, bunalımlar dönemi ve bilimsel devrim dönemi olmak üzere dörde ayırır.