Ulusal ve Uluslararası Mevzuat

Mevzuat, yürürlükteki hukuk kurallarının bütünüdür. Mevzuat koyma ve bu suretle toplumun siyasi, hukuki ve ekonomik beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verme konusunda izlenmesi gereken esas, ilke, usul ve yöntemler, tüm siyasi toplumlarda ve yapılarda üzerinde durulan bir konuyu oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde mevzuat yapma tekniğine büyük önem verilmektedir.İnsanlık, tarih boyunca yaşadığı afetlerden ders çıkarmış ve gerek bu afetlere daha etkin müdahaleyi gerekse bu afetlerin etkilerinin nasıl azaltılabileceğini sürekli sorgulayarak yeni yöntemler geliştirmiştir. Bu bağlamda da arama ve kurtarma faaliyetlerinin gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Tarih, bu hususta son derece ilginç örneklerle doludur Bu örnek, ABD Federal Afet Yönetim Kurumu tarafından yaptırılmış olan bir tişörttür.

Arama ve kurtarmada “Afet Yönetiminin” ilk adımları “pasif korunma” kavramı altında I. Dünya Savaşı sonrası dönemde atılmaya başlamıştır. Bugün ifade edilen modern ve bütünleşik afet yönetimini doğuran kavram ise II. Dünya Savaşı sonrasında geniş ve sistematik bir biçimde uygulama alanı bulan “Sivil Savunma” dır. 90’lı yıllar, uluslararası kuruluşların daha etkin müdahil olmaya başlamalarıyla afet yönetimi anlayışının, dünyada değişmeye başladığı yıllardır. Soğuk Savaş’ın sona ermesi, hem de dünyada yaşanan afetlerin sayısında ve etkilerindeki artış, birçok devletin dikkatini bu alana daha fazla kaydırmasına sebep olmuştur.

Binlerce yıllık insan deneyimi aslında, günümüzün afet yönetiminin yani arama ve kurtarma faaliyetlerinin temelini atmıştır. Özellikle, 90’lı yıllar, uluslararası kuruluşların daha etkin müdahil olmaya başlamalarıyla afet yönetimi ve arama kurtarma anlayışının dünyada değişmeye başladığı yıllardır.

Türkiye’de afet yönetimi ve arama kurtarma ile ilgili ilk çalışmaların yazılı örneği 14 Eylül 1509 yılına dayanmaktadır. Türkiye 1944-1958 Arası dönemde özellikle büyük depremlerin meydana gelmesiyle birlikte afet bilinci gelişmiş ve buna bağlı olarak arama kurtarma ile ilgili çalışmalar artmıştır. 1958 Sonrası dönemde, afetle ilgili bilinç artmış ve bu bağlamda arama kurtarma çalışmaları daha da önemli hâle gelmiştir. Bu duruma bağlı olarak da birçok yasal düzenlemeye gidilmiştir.

Dünyada ve Türkiye’de arama kurtarma ile ilgili birçok kurum ve kuruluş bulunmaktadır. Bu kurum ve kuruluşların tümü dünyada meydana gelecek afet ve acil bir duruma müdahale etmek için hazırlıklar yapmaktadır.

Uluslar Arası Sivil Savunma Örgütü, merkezi Cenevre’de bulunan örgütün, genelde Afrika, Ortadoğu ve Doğu Avrupa ülkelerinden oluşan 46 üyesi bulunmaktadır. Uluslararası Arama Kurtarma Dayanışma Grubu, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında yer alan gayriresmi dünya çapında bir ağdır.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi, Afetlere uluslar arası yardım ve destek sağlanmasını koordine etmek ve Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin görevidir. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, merkezi İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan özel ve bağımsız bir insani yardım örgütüdür.

Yokohama Stratejisi ve Eylem Planı’nın ardından 2005 yılında Japonya’nın Kobe kentinde düzenlenen 2. Afetlerin Azaltılması Dünya Konferansı’nda 2005-2015 yılları arasında afetlerin neden olduğu zararların azaltılmasını amaçlayan Hyogo Çerçeve Eylem Planı hazırlanmış ve Birleşmiş Milletlere üye 168 ülke tarafından benimsenmiştir.

Dünya da ve ülkemizde arama ve kurtarmayı ilgilendiren birçok yasal mevzuat bulunmaktadır. Uluslararası Denizcilik Arama ve Kurtarma Sözleşmesi ve Uluslararası Denizde Can Güvenliği Sözleşmesi (SOLAS) şu anda yürüklükte olan sözleşmelerdir. Türkiye’de de afet, acil durum ve arama ve kurtarmayla ilgili birçok mevzuat bulunmaktadır.