Ebeveyn Yoksunluğu

Ebeveyn Yoksunluğu Türleri

Yoksunluk, kişinin ihtiyaç duyduğu herhangi bir şeyden mahrum olmasıdır. Ebeveyn yoksunluğu ise çocukların anne-babalarından biri veya her ikisinden ayrı olmaktan kaynaklı yaşadıkları yoksunluktur. Ebeveyn yoksunluğu; ölüm, boşanma, cezaevi, göç, iş, ihmal-istismar ve hastalık gibi birçok durum sonucunda ortaya çıkabilmektedir.

Kayıp/Yas Bağlamında Ebeveyn Yoksunluğu

Anne veya babanın ölümünün ardından çocukların yaşadığı ebeveyn yoksunluğu nedeniyle çocuklar zor bir süreç geçirebilmektedir. Çocukların temel ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması ve günlük yaşamlarında gereksinim duydukları duygusal/sosyal destekten mahrum olmaları çocukların ruh dünyasında derin izler bırakabilmektedir.

Boşanma Bağlamında Ebeveyn Yoksunluğu

Boşanma sonucu yaşanan ebeveyn yoksunluğu nedeniyle çocuklar terk edilmişlik duygusu, kaybetme endişesi ve yalnız kalma korkusu yaşayabilmektedir. Eski hayat düzeninin bozulması nedeniyle çocukluk depresyonu, uyum problemleri ve çeşitli davranışsal bozukluklar meydana gelebilmektedir.

Göç Bağlamında Ebeveyn Yoksunluğu

Gerek mevsimlik işçi gibi ekonomik nedenler gerekse savaş/çatışma/deprem gibi diğer durumlardan kaynaklı olsun, göç olgusunun sonucunda çocukların ebeveynlerinden yoksun kalmaları olasıdır. Bu süreçte çocuklar fiziksel ve sözel şiddete/istismara maruz kalabilmekte, yetersiz beslenme ve gelişim koşullarında barınabilmekte ve geleceğe dair endişe verici belirsizlikler yaşayabilmektedir.

Cezaevi Bağlamında Ebeveyn Yoksunluğu

Çocukların ebeveynlerinden mahrum kalabileceği bir durum da cezaevidir. Anne-babadan biri veya ikisinin cezaevinde olması demek, çocuğun ebeveyn sevgisi, ilgisi ve şefkatinden yoksun olması demektir. Ebeveyni cezaevinde bulunan çocuklar birçok sorun ve riskle karşılaşabilmektedir. Bu çocuklarda saldırganlık, depresyon, okul başarısızlığı, okulu bırakma, anksiyete, suça eğilim, migren, astım ve travma sonrası stres belirtileri görülebilmektedir.

Çocukların Gelişim Dönemlerine Bağlı Olarak Ebeveyn Yoksunluğu

Ebeveyn yoksunluğu, çocukların içinde bulundukları gelişim evresine bağlı olarak farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bebeklik dönemindeki en güçlü yansıması, güven duygusunun hasar görmesiyle belirginleşebilmektedir. Okul öncesi döneme denk gelen erken çocuklukta ölen, ayrılan veya cezaevinde olan ebeveynin geri gelebileceğine dair bir düşünce bulunmaktadır. İlkokul yıllarında ebeveyn yoksunluğu yaşayan çocuklarda genellikle akademik performansta yetersizlik ve ders başarısında düşüklük görülebilmektedir. Ergenlik yılları ise çocukların gelişimsel olarak birçok değişimi yaşadığı bir süreç olmakla birlikte kimlik ve kişilik gelişimi de ön planda olmaktadır. Bu dönemde olası bir ebeveyn yoksunluğu nedeniyle bazı ergenlerde öfke, duygusal çatışma, içine kapanma ve kendini izole etme gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir.

Ebeveyn Yoksunluğu Sürecinde Psiko-sosyal Destek

Çocukların ebeveyn yoksunluğu nedeniyle duygusal, sosyal, psikolojik ve akademik alanlarda sorun yaşaması ve yetersiz kalması ihtimal dâhilindedir. Bu durum göz önünde bulundurularak söz konusu tüm alanlarda gerekli desteğin sağlanması gerekir. Bu destek hem ailedeki yetişkinler tarafından hem okul sürecinde eğitimciler tarafından sağlanmalıdır. Bununla birlikte aile bireylerinin ve çocuğun öğretmenlerinin yetersiz kaldığı durumlarda uzmanlardan (psikolog gibi) profesyonel yardımın alması gerektiği belirtilebilir.

Sonuç olarak aile ve akraba desteği, çocukların psikolojik dayanıklılığını destekleyebilmektedir. Çocuğun yaşadığı zor zamanlarda hayatta olan ebeveynlerin, kardeşlerin ve diğer yakın akrabaların desteği sayesinde çocuğun travmatik etkilerden korunması ve psikolojik sağlamlığının artırılması kolaylaşabilmektedir. Öğretmenleri tarafından çocuğa destek olunması veya gerek duyulduğunda uzman desteğinin alınması da çocukların psiko-sosyal gelişimleri açısından olumlu yönde sonuçlanabilmektedir. Bu bağlamda ebeveyn yoksunluğunun doğurduğu olumsuz sonuçların giderilmesi noktasında sosyal bağ ve sosyal desteğin son derece önemli olduğu anlaşılmaktadır.