Ailelere Yönelik Politika ve Hizmetler

Sahip olduğu özellikler nedeniyle sosyal politika içerisinde önemli ve özel bir konuma sahip olan “aile” için geliştirilmiş olan sosyal politika ve uygulamalar “aile politikaları” olarak değerlendirilmektedir. Diğer bir ifade ile devlet tarafından ailenin korunması ve geliştirilmesi ile ilgili tüm alanlarda üretilmiş olan politikalar “aile politikaları” kapsamında yer almaktadır.

Huzur ve refahın aynı anda gerçekleştirilmesini hedefleyen sosyal politika, en genel şekli ile “bir taraftan yüksek insanlık ideallerini gerçekleştirmeyi hedeflerken, diğer taraftan bu ideale ulaşmadaki üstlenilen maddî manevî yükümlülükler ile sonunda elde edilen yararların toplumdaki bireyler arasında adil dağılımını sağlayarak toplumun bütün katmanları arasında uzlaşmanın yollarını aramaktadır”.

Sosyal politika; sosyal gelişme, sosyal adalet, sosyal denge ve sosyal bütünleşme hedeflerini içermektedir. Bu nedenle de sosyal politikanın rolü ekonomik, sosyal, kültürel ve politiktir. Dolayısıyla sosyal politika öncelikle; insan refahı için uygun olan yaşam koşullarının düzenlenmesi, bunun yanı sıra özellikle dezavantajlı grupların bakımı, korunması, gereksinimlerinin karşılanması için koruyucu, güçlendirici, sosyal adaleti ve eşitliği sağlayıcı rehber ve müdahaleleri içerir.

Sosyal politikanın amacı, sosyal gelişmeyi ve sosyal kalkınmayı sağlamaktır. Sosyal gelişme ile kastedilen, üretim sürecinin temel unsuru olan bireylerin, eğitim, sağlık, konut gibi sosyal amaçlı yatırımlarla desteklenmesi, yüksek istihdamın, gelir dağılımının ve sosyal refahın sağlanmasıdır.

Aile, sosyal refahı sağlamada sahip olduğu önemden dolayı, son yıllarda sosyal politika alanında öncellikli ilgilenilen konular arasında yer almaktadır.

Aile politikaları 1950’li yıllardan beri ülkelerin politikaları arasında yer almasına rağmen 1990’lı yıllarda uluslararası bir politika alanı olarak önem kazanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Konseyinin 8 Aralık 1989 tarih ve 44/82 sayılı kararlarıyla, 1994 yılı “Uluslararası Aile Yılı (U.A.Y.)” olarak ilan edilmiştir 1994 yılı Uluslararası Aile Yılının teması “Aile: Değişen Bir Dünyada Kaynaklar ve Sorumluluklar” olarak oluşturulmuştur. Ailelerin güçlendirilmesi ve refahının arttırılması ile sürdürülebilir kalkınma arasında bağların güçlendirilmesi U.A.Y.’nın en önemli belirleyici unsurudur.

Birleşmiş Milletlerin, Aile Yılı organizasyonuyla ulusal düzeyde ilgilenecek bir kurumun varlığına ihtiyaç duyulduğunu bildirmesi üzerine, 20 Mayıs 1991 tarihinde Aile Araştırma Kurumunun 1994 U.A.Y. Türkiye Ulusal Koordinatörü olarak belirlenmesi uygun görülmüştür. Aile Araştırma Kurumu, 1994 Uluslararası Aile Yılında yapılması gerekenlerin neler olduğunu saptamak üzere çalışmalara başlamış ve çalışmalarını Birleşmiş Milletlerin belirlediği ilkeler çerçevesinde yürütmüştür.

Ülkemizde Cumhuriyet'in ilanından sonra gerek sosyal politikalar, gerekse aile politikaları kapsamında pek çok yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler ailenin korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik içerik olarak çeşitlilik arz etmektedir.

2000’li yıllarda aile politikaları alanında göze çarpan en önemli yasal düzenlemeler 14 Ocak 1998 tarih 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve 8 Mart 2012 tarihinde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile 18 Ocak 2013 tarihindeyse Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği kabul edilmiştir.

Gerek uluslararası alanda gerekse ülkemizde yaşanan hızlı değişimler kapsamında ailenin ve dezavantajlı grupların gereksinimlerinin karşılanabilmesi ve karşılatıkları zorluklara çözüm bulanabilmesi amacıyla 8/6/2011 tarih ve 27958 sayılı resmi gazetede yayınlanan 633 sayılı kanun hükmünde kararname ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASPB) kurulmuştur.

Ailelere yönelik hazırlanacak olan politikalar da bütüncül bakış açısından yararlanmak gerekir. Ailelerin öncellikleri belirlenmeli ve hazırlanacak olan bu politikaların ailelerin bağımsızlıklarını korumalarına destek olmalıdır. Ülkemizdeki mevcut durum ve koşullar dikkate alındığında, ailelilerin karşı karşıya kalabilecekleri yoksulluk sorunu ile baş edebilmelerinde güçlendirme politikaları kapsamında ailelerin sürekli bir gelir sahibi olabilecekleri ekonomik önlemlerin alınmasına yönelik politikaların oluşturulması gerekmektedir. Yoksulluğun önlenmesine yönelik hem devlet hem de gönüllü kuruluşlar tarafından çeşitli aile yardımları gerçekleştirilmektedir.

Son olarak aileye yönelik hizmetlerin tek çatı altında toplanması, bütüncül bir hizmet anlayışının olması, özellikle politikaların hazırlanması noktasında sosyal hizmet bakış açısıyla hareket edilmesi, sosyal hizmet uzmanlarının dezavantajlı ailelerle çalışması, bu çalışmalarda aile eğitimleri ve aile danışmanlığı hizmetlerini yürütmesi, aileye yönelik hizmetler konusunda kurumlar arası işbirliğinin olması ve koordinasyonun sağlanması aileyi güçlendirerek toplumsal refaha katkı sunacaktır.