Engelliğin Aile Yaşamı Üzerine Etkileri

Engellilik kavramı geçmişten günümüze kadar uzanan, toplum dışına itilen ve genellikle insanlarda acıma hissi uyandıran her hangi bir fiziksel veya mental sorunları olan dezavantajlılar için kullanılan bir terim olmuştur. Sosyal destek sistemlerdeki yetersizlik ve eğitimsel eksiklikler nedeniyle engelli bireyler zor koşullarda yaşamak durumunda kalabilmektedirler. Dünya nüfusunun %15.6’sı engelli olarak yaşamını sürdürmek durumundadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre; 2011 yılının nüfus projeksiyonu dikkate alındığında, süreğen hastalıklar hariç olmak üzere nüfusun %6,9’u, en az bir engeli olduğunu ifade ederken; nüfusun, %3,3’ü yürümede veya merdiven çıkmada/inmede, %1,4’ü görmede, %1,1’i duymada, %0,7’si konuşmada, %2’si yaşıtlarına göre öğrenmede/basit dört işlem yapmada/hatırlamada/dikkatini toplamada, %4,1’i taşımada/tutmada zorluk yaşadığını ifade etmiştir. Engel türlerini kesin sınırlarla birbirinden ayırmak mümkün olmamakla birlikte engelliler genel olarak; ortopedik engelliler, görme engelliler, işitme engelliler, zihinsel engelliler, otizm spektrum bozukluğu bulunanlar, dil-konuşma engelliler ve süreğen hastalığı olanlar olarak gruplandırılmaktadır. Engelliliğe neden olan faktörler incelendiğinde; doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası nedenler olmak üzere 3 grupta toplandığı görülmektedir. Doğum öncesi nedenler (Prenatal nedenler): Anneden kaynaklanan bir takım rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkabilmektedir. Travmalar, beslenme bozuklukları, yoğun strese maruz kalma, erken ya da geç yaşta hamilelik, hamileliğin ilk 3 ayında ateşli bir hastalığa yakalanma, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, doğum kanalındaki yapısal bozukluklar, kan hastalıkları, hormonal problemler, radyasyon ışınına maruz kalma, alkol ve sigara kullanımı, diğer maddelere olan bağımlılık, yakın akraba evlilikleri, kalıtım, kan uyuşmazlığı gibi hamilelik dönemi boyunca yaşanan bu olumsuzluklar, engelliliğe neden olabilmektedir. Doğum sırası nedenler (Natal nedenler): Doğumun uygunsuz sağlık koşullarında uzman olmayan kişiler tarafından yapılması, kordon komplikasyonları, dar pelvis, yanlış vakum uygulamaları, geç ya da erken doğum, çoğul gebelikler, bebeğin geliş pozisyonunun ters olması engelliliğe neden olabilmektedir. Doğum sonrası nedenler (Postnatal nedenler): Doğum sonrası bebekte oluşan ateşli hastalıklar, kızamık, menenjit, difteri, boğmaca, suçiçeği, kızamıkçık, ansefalit, kızıl, sarılık, kalp rahatsızlıkları, çocuk felci, fenilketonüri, yetersiz ve dengesiz beslenme engelliliğe neden olan etmenler arasında yer almaktadır. Ayrıca iş, ev ve trafik kazaları, savaşlar, doğal afetler ve yaşlılık da engelliğin sebepleri arasında gösterilebilir. Ailede engelli bir bireyin varlığı aile yaşamı için bir tehdit olarak görülmektedir. Bunun nedeni engelli bireyin birlikte yaşadığı kişilerin aile, okul ve iş yaşamında olumsuz yansımalarının bulunmasıdır. Aile üyelerinin ve çalıştıkları işyerindeki kişilerin verdiği tepkiler kişinin aile ilişkilerinin bozulmasına neden olmaktadır.

Böylelikle aile üyeleri arasında tükenmişlik duyguları ile beraber çatışmalar başlayabilmektedir. Ailenin yetki paylaşımı, rol dağılımı, aile sınırları gibi özellikler üyelerinin ilişkilerinde görülen esneklik veya katılık, aralarındaki iletişim, gereksinimlerin karşılanmasını, sorun çözme biçimlerini ve sorunlarla baş etme kapasitelerini olumsuz etkilemekte ve böylece aile işlevine olumsuz etkide bulunmaktadır. Bu nedenle engelli üyesi bulunan ailelerde sosyal hizmet çalışmaları önemli yer tutmaktadır. Böylelikle aile içerisinde çeşitlilik gösterebilecek güçlüklerin aşılması sağlanabilir. Ailede ortaya çıkabilecek zorluklar aile üyelerini ve bir bütün olarak aileyi etkileyebilir. Engelli çocuklar ve ailelerine yönelik sosyal hizmet uygulamaları genellikle bireysel ve aile görüşmeleri şeklinde yürütülmektedir. Bu görüşmelerde sosyal çalışmacı, engelli çocuğu, ailesini ve ailenin içinde bulunduğu çevreyi bir bütün olarak ele almalıdır. Böylelikle ailenin kendinden ve çevreden kaynaklanan sorunların farkına varılması sağlanmış olur. Bazen sosyal çalışmacılar benzer özelliğe sahip danışanlarla grup kurarak onlara yardımcı olmaya çalışır. Bu durumda engelli çocuğu olan ailelerle çeşitli gruplar kurulur ve benzer problemler daha kolay çözümlenmeye çalışılır. Bu gruplar destek grupları, etkileşim grupları, eğitici gruplar ve toplumsallaşma gruplardır.