Aile Kurumu ve Diğer Toplumsal Kurumlarla İlişkileri

Gündelik yaşamda bir çok yerde karşılaştığımız kurum sosyolojik düzlemde farklı anlamlara işaret etmektedir. Kurumlar toplum içinde yaşayan bireylerin fiziki, sosyal, psikolojik ve biyolojik ihtiyaçlarını gidermek amacı ile oluşmuş kurallar bütünüdür. Toplumların fizyolojik, sosyal, kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarının tatmini için ve yine ait olduğu toplumlar tarafından kurulmuş, oluşturulmuş, örgütlenmiş kurallar ve normlar bütününden oluşan kurumlar birbirleri ile karşılıklı etkileşim içerisinde bulunmaktadırlar.

Kurumların her biri bir diğer kurum ile eş güdüm halinde bulunmaktadır. Kurumlar değer yüklüdürler yani ait oldukları toplumun kültüründen etkilenmektedirler. Bu nedenle kurumlar hızlı bir değişim içinde bulunmazlar yavaş yavaş değişirler. Örneğin ekonomi kurumundaki bir bozulma başta aile olmak üzere bir çok kurumu etkiler ve değiştirir. Fakat bu değişim kurumların değer yüklü olması nedeni ile yavaş olur.

Kurumların toplum içinde belli amaçları ve işlevleri vardır. Kurumlar toplum içinde bireye ait olduğu kültürün değerlerini kazanmasını sağlar. Birey yaşadığı toplum içerisinde her gün yeni bir davranış kalıbı keşfetmez. Nerede nasıl davranacağı önceden kurumlar tarafından oluşturulmuş ve bireylere yine diğer kurumlar vasıtasıyla aktarılmıştır. Örneğin aile kurmak isteyen bir birey hangi ritüelleri yapması gerektiğini kurumlar sayesinde bilir. Kız isteme, nişan ve evlilik ya da akrabalık ilişkileri hepsi yardımcı alt kurumlardır. Hayatımızı kolaylaştıran kurumlar bazı durumlarda bireyi toplum içerisinde zorlar. Buna kurumların olumsuz işlevleri adı verilir. Aile, din, eğitim, sağlık, ekonomi, siyaset ve medya gibi kurumlar temel kurumlar arasında yer almaktadır. Bunun dışında daha bir çok kurumdan bahsedilebilir. Fakat tüm bu kurumlar kendi aralarında etkileşim halindedirler. Ve doğası gereği aile kurumu diğer bütün kurumlar ile en fazla etkileşim halinde bulunan bir kurumdur.

Biyolojik ilişkiler sonucu insan türünün devamını sağlayan toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belirli kurallara bağlandığı, toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir kurum olan aile toplumun en önemli kurumları arasındadır.

Kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasını ve bireylerde istendik davranışlar oluşmasını sağlayan eğitim kurumu ile aile kurumu arasında yakın bir etkileşim vardır. Ailenin ait olduğu kültürel ve ekonomik sermaye çocuklarının nasıl yetişeceğini büyük ölçüde etkilemektedir. Sosyologlar eğitimde bireyin başarısının büyük ölçüde ailesinden kaynaklandığını ifade etmektedirler.

Yönetimi elde etme, kullanma ve katılma anlamına gelen siyaset kurumu aile bireylerinin siyasal sosyalleşmelerinde oldukça önemlidir. Ailede bireyler birbirleri ile doğrudan veya dolaylı bir şekilde siyasal etkileşimlerde bulunurlar. Toplumsal hayatı düzene sokmayı sağlayan ve var olan düzeni sürdürmeye çalışan siyaset ve hukuk kurumu aile içi ilişkileri de düzenlemektedir. Yasalar tarafından aile bireyleri güvence altına alınarak toplumsal huzur, barış ve adalet sağlanmaktadır.

Aileler ekonomi kurumu sayesinde temel gereksinimlerini sağlayarak yaşamlarını belirli bir seviyede sürdürmektedirler. Aile günümüzde eskiye oranla üretici konumundan uzaklaşarak daha çok tüketici bir hale dönüşmüştür.

Medya, ve günümüzde değişen bilişim teknolojileri başta gençleri ve aile içi ilişkileri, rolleri oldukça değiştirmektedir. Özellikle bilinçli kullanılmayan medya aile bireyleri açısından olumsuz sonuçlar doğurabilmekte, gençlerin yanlış sosyalleşmelerine neden olabilmektedir. Günümüzde medya çocukların sosyalizasyon süreçlerinde en az aile kadar etkili olmaktadır.