Aile Ve Kültür

Toplumsal yapı içerisinde önemli bir birim olan aile, işlevleri aç ısından yapı içerisinde önem arz eder. Tarih boyunca bulunduğu toplumun sosyodemografik, sosyoekonomik, sosyokültürel ve coğrafi özelliklerine göre değişimler geçirdiği kabul edilen ailenin sahip olduğu bazı temel işlevler günümüz toplumlarına kadar devam etmiştir. Buna göre ailenin nesillerin devamlılığının sürdürülmesinde ve düzenlenmesinde, diğer bir ifadeyle cinsel yaşamın düzenlenmesindeki işlevi ve bireyler arası ilişkilerde dayanışma, iş birliği ve güven ilişkilerinin sağlanması ve sürdürülmesindeki işlevi en temel işlevler olarak kabul edilmektedir.

Ailenin belirtilen tüm işlevleri kültürle bire bir ilişkilidir . Ailenin hemen tüm işlevleri yer aldığı sosyal yapıdaki kültür birikimi tarafından belirlenir. Diğer bir ifadeyle, ailenin işlevleri kültürel değerler ve normlar çerçevesinde belirlenir. Kültür bir toplumun yaşam tarzıdır. Kültür toplumların tarihleri boyunca ürettikleri, kullandıkları ve aktardıkları maddi ve manevi tüm ögelerdir.

Aile toplumun ekonomik, politik, dinî vb. alt sistemlerini etkileyen ve onlardan etkilenen, birey ve toplum için önemli işlevleri üstlenen temel bir kurum niteliğindedir. Aile bir yandan bireylerin fizyolojik, toplumsal ve psikolojik gereksinimlerini karşılamakta, diğer taraftan da toplumun‐kültürün devamlılığını sağlamaktadır. Aile kurumu, üyelerinin sosyalizasyonu, topluma kabul ettirilmesi ve bu yönde onların toplumsal kat ılımına ilişkin gerekli motivasyonun sağlanması açısından önemli kurumsal işlevlere sahiptir. Aile ortamı sosyal değerlerin ve normların öğrenildiği bir dinamik alandır.

Aile sosyal normların aile üyeleri tarafından uygulanıp‐uygulanmadığını denetleyen bir sosyal kurumdur. Bu şekilde toplum aileyi, o da bireyi kontrol altında tutarak merkezi toplumsal bir mekanizma oluşturur. Aile bir kurum olarak şekillenirken geleneklerle, göreneklerle ve adetlerle harmanlanır. Aile, kültürün devamlılığını sağlar. Ailenin yaşam tarzı içinde bulunduğu toplumun kültürüne göre belirlenir ve sürdürülür.

Aile ve toplum arasındaki karşılıklı uyumluluk bütünleşmeye götürür. Ailenin sosyal yapı ve kültürle olan bütünleşmesinde mutlak benzerlik beklenilmemelidir. Aile bireye kültürel değerleri ve normları aktarır ve aktarımının yanı sıra bu değer ve normlara uyumlu davranış geliştirmeyi öğretir. Bu uyum ve bütünleşme sürecinde, ailenin problem çözme ve karar verme yetisi etkili rol oynar. Aile, çocuğun bir canlı olarak büyümesini ve gelişmesini sağlayacak şartları sağlayan bir ekonomik merkez olmanın ötesinde çocuk için bir koruma ve güven odağıdır. Aile çocuğun topluma hazırlanmasında bir eğitim merkezidir. Aile ortamında çocuklar kültürel birikimleri kazan ırlar. Ailenin bu işlevleri çocuk üzerinden sürdürülürken çocuğun da aile yapısı açısından hemen her kültürde tamamlayıcı bir rolü olduğu kabul edilir. Çocuğun diğer insanlarla olan ilişkisinin düzenlenmesi aile ortamı içinde gerçekleşir.

Değişen bir toplumun kültürel yap ısında hâkim olan değer ve normlarda da değişmeler söz konusudur. Bu değişim kuşaklar arası farklılığı yaratabilir; bu farklılıklar da aile ortamı içinde ebeveyn ve çocuk arasında çatışmalara yol açabilir. Aile ortamı çocuk için cinsiyet rollerinin de edinildiği bir sosyal ortamdır. Aile‐çocuk ve kültür ilişkisinde diğer önemli bir nokta da çocuğun değerinin kültürel anlamıdır. Genellikle çocuğun cinsiyetine göre kültürel olarak atfedilen değerler aile ortamında şekillenir ve bu durum da toplumda çocuğun değerini belirler ve çocuklara cinsiyetlerine bağlı olarak çeşitli ayrıcalıklar ve/veya sorumluluklar yükler.

Ailede kadın, özellikle kültür aktarımı rolü açısından önemli bir odaktır. Çocuğun sosyalizasyon sürecinde en önemli görev aile içinde kadına düşmektedir. Aile ortamında kadının rolleri kültürel yapı içinde şekillenir. Diğer taraftan çocuğun yetiştirilme sürecinde şüphesiz babaya da önemli roller düşmektedir. Baba bir yandan çocuğun kültürel edinimlerinde rol model oluştururken, bir yandan da özellikle koruyucu ve güven verici ortam ın sağlanmas ında etkindir. Kadının kültürel anlamda aile ortamındaki önemli işlevlerinden biri de tıpkı erkek için de önemli olduğu gibi eşlik rolüdür. Karı‐koca olma, cinsel gereksinimin meşru olarak aile ortamında giderilmesinin ötesinde kültürel anlamda karşılıklı sorumlukları beraberinde getirmektedir.