Aile ve Evlilik Süreci
Aile; biyolojik ilişkiler sonucu insan neslinin devamını sağlayan; toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı; karşılıklı ilişkilerin belli kurallara bağlandığı; o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran; biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal vb. yönleri bulunan toplumsal bir kurumdur.
Aile bir takım işlevleri yerine getirir. Bunların en önemlileri :
Biyolojik (Üreme) işlev, Ekonomik işlev, Koruyuculuk işlevi, Psikolojik doyum sağlama işlevi, Eğitim işlevi, Dinî işlevi, Boş zaman ı değerlendirme işlevi, Prestij sağlama işlevi, Sosyalleştirme ve kültürleşme işlevidir.
Geleneksel aile yap ısından modern aile yap ısına geçildikçe aile birtakım işlevlerini diğer kurumlara devretmiştir. Özellikle sanayileşme, kentleşme, uzmanlaşma ile birlikte kadın ve erkeklerin iş yaşamında daha fazla yer almaları, eğitim ve mesleki hareketlilik, ekonomik yapıda meydana gelen değişim ve dönüşümler ailenin işlevlerinden önemli bir kısmını diğer toplumsal kurumlara aktarmasına sebep olmuştur.
Ailenin geçim kaynağı ve mirasın paylaşılması, ailedeki bireylerin güç ve otorite dağılımı, ailedeki çocuk ve bireylerin sayısı, yaşanılan bölgenin özellikleri, ekonomik koşullar, boşanma ile ortaya çıkan yapısal değişimler aile çeşitlerini belirlemektedir.
Sosyo‐kültürel yapıya, bireylerin evlilikten beklentilerine vb. etkenlere bağlı olarak evlilik biçimleri de değişmektedir. Çevre, eş sayısı ve tercih ölçütlerine göre üç tip evlilik biçimi görülmektedir. Çevre ölçütlerine göre evlilik, dışarıdan ve içten evlenme olarak ikiye ayrılır. Eş say ısına göre evlilik türleri, tek eşle evlilik ve çok eşle evlilik olarak ikiye ayrılır. Tercih ölçütlerine göre evlilik türleri ise, beşik kertmesi, söz alma‐söz verme, berder evlilik, taygeldi evlilik, yakın akraba evliliği, gönüllü evlilik olarak farklı biçimlerde karşımıza çıkar.
Bir toplumda yaşanan değişim ve dönüşümler aile yap ısını değiştirmiş olsa da aile, bireylerin sosyalleşmeleri ve kültürel aktarım merkezi olması aç ısından evrensel bir niteliğe sahiptir.
Boşanma; Boşanma eşler için mutsuz bir evlilikten çıkış olsa da ailenin çözülmesi demektir. Boşanma, eşler arasında hem ekonomik hem de psikolojik çöküntü yarattığı gibi, çocuklar üzerinde de çok karmaşık sorunlar ortaya çıkarır. Boşanmalar büyük çoğunlukla evliliğin ilk yıllarında olduğu için çocukların durumu yönünden özel bir önem taşır.
Sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte aile, geniş aileden çekirdek aileye dönüşmekte ve özellikle gelişmiş ülkelerde çekirdek aile yapısı çeşitli sebeplerle parçalanmaktadır. Boşanmaların artmasıyla birlikte tek ebeveynli ailelerin sayısında da artış gözlenmektedir.
Özellikle modern dönemle birlikte toplumsal yaşamın her alanında yaşanan kırılmalar aile kurumunun değişmesine ve yeni bir biçim kazanmasına neden olmuştur. Kadının iş yaşamına katılması, sosyal statüsünde meydana gelen değişmeler, artan bireyselleşme, liberalleşme, evlilik ile ilgili ezberlerin bozulması, çocukların yaşadıkları travmalar boşanmanın nedenleri olarak değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanununa göre boşanma sebepleri;
a) Zina
b) Cana kast ve kötü muamele
c) Suç ve onur kırıcı davranışlar
d) Terk
e) Ruh hastalığı
f) Sürekli geçimsizlik halleri olup, bunlardan ilk beşi “özel” ve sonuncusu ise “genel” boşanma sebebi olarak nitelendirilmiştir.