Aile Eğitimi ve Aile İçi İletişim

Aile Eğitimi

Anne babaların eğitimine dönük aile eğitim programları düzenlenmektedir. Bu programlarla anne babaların ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun hizmetlerin geliştirilmesi ve uygulanması planlanmaktadır.

İletişim

İletişim tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir. Dil ve kültür başta olmak üzere, insani etkinliklerin tamamı iletişimin tamamlayıcı unsurlarıdır. Onu belli kalıplar içerisine sokmak ve sadece bir bilgi aktarıma süreci olarak ele alıp incelemek eksikliklere yol açacaktır.

Sözlü iletişim: İnsanların bu iletişim şeklini gerçekleştirirken karşı karşıya olması gerekir. Mesaj kelimeler aracılığıyla karşı tarafa gönderilir.

Sözsüz iletişim: İletişimin bir başka yönünü ise sözsüz iletişim oluşturur. Günlük hayatımızda kurduğumuz iletişimlerde kullandığımız jestler, mimikler iletişimin sözsüz kısmıdır.

Yazılı iletişim: İnsanların yazılı kaynaklardan faydalanarak gerçekleştirdikleri iletişimdir.

Tek yönlü iletişim: Tek yönlü iletişim iki farklı şekilde görülmektedir. İlkinde kaynak bir iken alıcı birden fazladır. İkincisinde ise kaynak birden fazla iken hedef birdir. Fakat bu iletişim türünde en sık görüleni kaynağın tek, alıcının biden fazla olanıdır.

Çift yönlü iletişim: Çift yönlü iletişim, göndericinin mesajına alıcı tarafından geri bildirim verildiğinde meydana gelen iletişim türüdür. Çift yönlü iletişimde gönderici ve alıcılar, karşılıklı etkileşim içerisindedir.

Simgesel iletişim: Simgesel iletişim, çeşitli simgesel göstergelerle yapılan, farklı kültür ve bağlamlarda farklı anlamlar taşıyan iletişim türüdür. Bu iletişim türü göstergeler üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Aile İçi İletişim

Aile içi iletişim; anne, baba ve çocuklar arasındaki iletişim faaliyetlerinin tamamını ifade eden bir kavramdır.

Aile İçi İletişimin İlkeleri

Aile içi iletişim, kişiler arası iletişimin yanı sıra kişinin kendi iç dünyasını da kapsayan bir süreçtir.

Kendini tanıma: İletişim sürecinde kişinin kendi özelliklerinin farkında olması iletişimin başarılı olmasında büyük önem arz etmektedir. Bireyin hangi olaylar karşısında nasıl tepkiler verebileceğinin bilincinde olması, iletişim sürecini de bu tepkiler bağlamında geliştirmesine yardımcı olur.

Aile bireylerini tanıma: Aile fertlerinin birbirlerini tanımları, birbirlerinin hangi tepkiler ışığında nasıl davranışlar sergileyebileceklerini çok iyi sezmek ve buna göre davranışlar geliştirmek demektir.

Empati kurma: Empati; bireyin kendisini başkalarının yerine koyarak duygularını, düşüncelerini, kaygılarını anlamaya çalışması, başkaları ile kendisi arasındaki farklılıklara hoşgörü ile yaklaşması olarak tanımlanabilir.

Etkili dinleme: İnsanlar arası iletişim daha çok yüz yüze gerçekleşir. Sağlıklı bir iletişim sürecinin gerçekleşebilmesi için konuşan ve dinleyenin de aktif olması gerekir.

Ben dilini kullanma: Ben dili, sen dilinin karşıtıdır. Sen dilinde birey, karşı taraftan olumsuz bir şekilde etkilendiği durumlarda bu etkinin karşı taraftan kaynaklandığını ifade eden yaklaşımdır.

Biz bilincini oluşturma: Biz bilinci, aynı gaye ya da idealler uğrunda bir arada yaşama isteğinden doğmaktadır.

Aile İçi İletişimi Engelleyen Faktörler

Aile içi ilişkiler iletişim temelinde gerçekleşmektedir. Yine aile fertleri arasındaki sorunların büyük çoğunluğu da iletişime dayanmaktadır.

Karşılaştırma: İletişim sürecini zorlaştıran önemli bir faktördür. İletişim sırasında yapılan karşılaştırmalar, etkin ve objektif dinlemeyi engelleyeceğinden anlamayı da güçleştirmektedir.

Zihin okuma: Dinlemek yerine kişinin aklından geçenleri tahmin etmeye yönelmektir. Söylenen, kişi için pek bir şey ifade etmez. Daha çok ses tonu ve beden dilinden kişinin asıl hissettiği anlaşılmaya çalışılır.

Tekrarlama: İletişim sürecinde kişi kafasında sürekli ne söyleyeceğini düşünüp tekrar ettiğinden söylenenlere dikkatini veremez ve anlayamaz. Etkili bir dinleme süreci gerçekleşmediği için sağlıklı bir iletişimden de söz edilemez. Anlamadan tepki vermek, iletişim sorunlarına yol açar.

Süzgeçten geçirme: Sadece istenilen şeylerin dinlenip diğer anlatılanları dinlememektir. Duymak istenmeyen şeylerden kaçınmak için de (tehdit, olumsuz, eleştirel düşünceler) dinleme davranışı gerçekleştirilmeyebilir.

Ön yargı: Dinlemenin önüne geçen engellerden biridir. Bir kişi hakkında sahip olunan ön yargılar onun ne söylediğinin etkisinin azalmasına ve dinlenmemesine sebep olmaktadır.

Düşüncelere dalma: Dinlemeyi yarıda kesen engellerdendir. Kişilerin içinde bulundukları duygusal ve psikolojik durumlar onların derin düşünmelerine sebep olmaktadır. Bu ise, iletişimde kişileri anlamasına engel veya dinlemek istemediğinin göstergesi olabilmektedir.

Tek yönlü iletişim: İletişim, kaynak ve alıcı arasındaki mesaj alışverişi olarak tanımlanmaktadır..

Özdeşleştirme: İletişim sırasında taraflardan biri bir problemini anlattığında diğeri onun sözünü keserek kendi benzer durumunu anlatmaya başlar.

Öz saygı eksikliği: Öz saygı bireyin kendini ne kadar değerli ve yeterli olarak gördüğüyle ilgili düşüncelerinin toplamıdır.

Öğüt verme: Anlatıcı durumundaki kişiye dinlemeden yapılan öneriler ve nasihatlerdir. Bu, kişinin anlaşılmadığını ve duygularına önem verilmediğini göstermektedir.

Ağız kavgası yapma: İnsanların sözlü atışması ve tartışmasıdır. Her iki taraf dinlemek yerine sadece kendi söyleyeceklerini düşünür. İletişim, küçümseme ve düşmanca davranma şeklinde olmaktadır.

Haklı çıkma: Hatalı durumda olmamak için söylenenleri çarpıtmak, bahane bulmak, suçlamak, bağırmak gibi savunma durumuna geçmedir. Karşı taraf dinlenmediği için hataların düzeltilmesi söz konusu olmamaktadır.

Rahatlatma: Asıl söylenenlerle ilgilenmek yerine anlatan kişiyi rahatlatmaya yönelik yapılan davranışlardır.

Aile içi şiddet: Sağlıklı bir çocuk gelişimi ancak güvenli bir aile ortamında sağlanabilir. Bu süreçte çocuğun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden biri hatta en önemlisi, aile ortamında şiddete şahit olması ya da kendisinin uğramasıdır.

Gürültü: Gürültü işitmeyi engeller. Seslerin alıcıya net bir şekilde ulaşamamasına neden olur.

Farklı Aile Tutumlarının Aile İçi İletişime Etkileri

Çocuğun içine doğduğu ve karakterinin büyük oranda şekillendiği aile ortamında anne baba tutumlarının çocuğun hayatı üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır.

Koruyucu aile tutumu: Her anne baba çocuğuna karşı koruyucu olmalıdır fakat bu koruyuculuğun da bir sınırı olmalıdır. Koruyuculuğun dengesi bozulduğunda bundan en çok çocuğun gelişimi etkilenmektedir.

Aşırı otoriter aile tutumu: Aşırı otoriter ailelerde korku kültürü hâkimdir. Çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkide kesin kurallar söz konusudur.

Demokratik aile tutumu: Demokratik tutumlar sergileyen ailelerde yetişen çocuklar hayata bir adım önde başlamaktadırlar. Ailede yaşadıkları sevgi, saygı, güven ve hoşgörü ortamı çocukların hayata bakışını önemli düzeyde etkilemektedir.