Sistemik Aile Danışmanlığı
Sistemik Aile Danışmanlığı yaklaşımı bireylerin içinde yaşadıkları sistemi ve olayların bağlamını incelemektedir. Etkileşimsel bir bakış açısı ile bireylere, rahatsız edici semptomları işlevsiz veya daha az sorunlu hale getirmek için ilişkilerinin güçlü yönlerini harekete geçirmelerinde yardımcı olmaktadır. Sistemik Aile Danışmanlığı, genel sistem teorisi ve sibernetik bilimine dayanmaktadır.
Genel Sistem Teorisi: Genel Sistem Teorisi’ne göre bir sistem birbiriyle ilişkili parçalardan oluşur ve sistemin bir parçasındaki değişiklik tüm sistemi etkiler. Ludwig von Bertalanffy teoriyi “genel bir bütünlük bilimi” olarak tanımlamıştır. Bu nedenle sistem tek tek parçaları incelenerek anlaşılamaz. Parçalar arasındaki etkileşimin de hesaba katılması gerekir.
Sibernetik: Sibernetik, sistemlerin çeşitli rahatsızlıklarla karşılaştıklarında hedeflerine yönelmek ve bunları sürdürmek için bilgileri, modelleri ve kontrol eylemlerini nasıl kullandığına odaklanır. Sistemlerin nelerden oluştuğu ile değil, nasıl işledikleriyle ilgilenir.
Bir Sistem Olarak Aile: Bir aile sistemi; aile üyelerini, aile üyelerinin benzersiz özelliklerini ve aile üyeleri arasındaki ilişkileri ifade etmektedir. Aile sistemi birbiriyle ilişkili daha küçük alt sistemlerden oluşur. Aileleri etkileyen daha büyük sistemler veya üst sistemler, kültürel, dini, etnik, politik, ekonomik vb. bağlamları bunun yanında sosyal ve fiziksel çevreyi de içerir.
Sistemik Aile Danışmanlığını Tanıyalım
Sistemik Aile Danışmanlığı’nın kökenleri, 1940’larda sibernetik alanında ilk kaşifler olan çeşitli disiplinlerden farklı bir grup araştırmacı ve teorisyenin çalışmalarına kadar dayanmaktadır. Gregory Bateson bu hareketin altında yatan felsefi çerçevenin tanımlanmasında önemli bir kişidir. Bu gün bildiğimiz şekliyle Sistemik Aile Danışmanlığı zaman içerisindeki sayısız revizyonu ile birlikte Mara Selvini Palazzoli, Luigi Boscolo, Gianfranco Cecchin ve Giuliana Prata'nın da aralarında bulunduğu Milan grubu tarafından geliştirilmiştir.
Önemli Fikirler
Döngüsel Nedensellik: Döngüsel nedensellik, olayların çok nedenli ve karşılıklı olduğu anlamına gelir. Bu bakış açısına göre A'nın davranışı, B'nin davranışının mantıksal sonucudur aynı zamanda B’nin davranışı da, A' nın davranışının mantıksal sonucudur.
Problem Anlayışı: Sistemik görüşe göre problem ya da semptom bir psişik veya sosyal sistemin işlevsizliğinin bir ifadesi olarak değil, konu etrafında iletişim aracılığıyla problemi karakterize eden bir sosyal sistemin gelişmesiyle olur. Yani bir problem kendine dayalı bir sistemi oluşturmaktadır. Bu görüşe göre bir aile üyesindeki semptomlar tesadüfi değildir aksine belirli sistemik amaçlara ulaşmak için ustaca üretilmişlerdir.
Yapılandırmacılık-Sosyal yapılandırmacılık: Yapılandırmacılık yaklaşımına göre insanlar veya dünyadaki diğer fenomenler hakkındaki gerçeği nesnel bir şekilde bilemeyiz. Bilebileceğimiz tek şey, gözlemlediklerimiz üzerine kendi zihnimizdeki yapılandırmalarımızdır. Sosyal yapılandırmacılığa göre anlam insanlar arasında gerçekleşen sosyal etkileşimlerde yaratılır, dolayısıyla bağlama bağımlıdır ve sürekli değişir. Anlam aynı zamanda kültürün dikte ettiği baskın fikirler ve söylemler tarafından da şekillendirilir.
Güç Kaynağı Odağı: Sistemik görüş, aile sistemine ve mücadele ettikleri mevcut zorluklara patolojik olmayan, olumlu bir bakış açısı getirmektedir. Bir aile sistemi, zor durumlar karşısında güçlü yanları ve çözümleri olan bir organizasyon olarak görülmektedir.
Sistemik Aile Terapisinde Müdahale Teknikleri
Sistemik Formülasyon: Sistemik Aile Danışmanlığı’nda formülasyon danışmanın bilmeyen konumu ve merakı üzerine kurulur. Bir aile üyesinin gösterdiği semptomlar, tüm aile için bir işleve hizmet eden bir çözüm girişiminin parçası olarak görülür. Terapistin değerlerinin ve varsayımlarının kaçınılmaz olarak formüle etme sürecinin bir parçası olduğu ve belirli bir aile hakkında gerçek'diye bir şeyin olmadığı kabul edilir. Bu nedenle danışman, kesin hükümlerini değil değiştirilebilir hipotezlerini öne sürer.
Genogram: Sistemik Aile Danışmanlığı’nda genogramın bir ilişki şeması olarak kullanılması, aile terapisinin ayırt edici bir özelliğidir. Danışman genogramı bir planlama aracı, terapötik bir teknik ve bireyin köken ailesini incelemenin bir yolu olarak kullanabilir.
Hipotez Kurma: Danışmanlar sistemik hipotezler geliştirirler. Ailenin ilk görüşmeyle başlayan ve süreç boyunca devam eden hipotez kurma, aile işleyişine ilişkin terapötik formülasyonları temsil eder ve ailenin problem etrafında nasıl örgütlendiğine dair bir tablo ortaya çıkarmak için dikkatlice yapılandırılan tahminlerdir.
Sistemik Sorular: Sistemik soruların önemli bir işlevi sosyal sistemlerde yapılan gerçeklik betimlemelerini geliştirmektir. Genel olarak sorular hipotezlerle ilişkili olmalıdır.
Yeniden Çerçeveleme: Gerçekliğin onu algılama ve tanımlama biçimimizin bir işlevi olarak üretildiğini anlamak ve tek bir doğru olmadığının kabulu yeniden çerçevelemenin ön koşuludur. Yeniden çerçeveleme, bir durumu alır, eski bağlamından çıkarır ve onu eşit derecede iyi tanımlayan yeni bir bağlama yerleştirir.
Paradoksal Müdahaleler: Paradoksal müdahaleler genellikle sorunu olumlu bir şekilde ifade eder ve danışan ya da aileyi semptom ve ilgili davranışları devam ettirmeye teşvik eder, yani semptom reçete eder.
Aile Dizilimi: Tekniğin amacı, kişiyi kendi ilişki sistemine işlevsiz bir şekilde bağlayan, baş etme stratejilerini ve kişisel gelişimini kısıtlayan, dolayısıyla kişinin hayatını olumlu bir şekilde yapılandırmasını engelleyen dinamiklerinin sosyal bağlamında görselleştirilmesini sağlamaktır. Dizilim danışanlara içlerinde çalışabilecek içsel bir çözüm resmi sunar.
Yansıtıcı Takım: Sistemik Aile Danışmanlığı içerisinde yansıtıcı takım, üyelerin aralarındaki konuşmalar ile tüm katılımcıların kendi bakış açılarını, önerilerini ve çözüm yollarını eşit şekilde ortaya koyabildiği iş birlikçi bir bağlam oluşturmayı amaçlamaktadır.