Onarıcı Adalet ve Sosyal Hizmet İlişkisi II
Birçok gelişmiş ülkede klasik cezalandırma sistemine alternatif olarak suça sürüklenen çocuklara yönelik onarıcı adalet uygulamaları geliştirilmiştir. Bu programlar sadece alternatif programlar değil aynı zamanda ceza adaleti sistemini tamamlayıcı programlardır. Klasik yöntemlerin suçun ıslahında yeterince etkili olmadığı ve suçun tekraralanmasının önüne geçemediği görülmüştür. Çocuk ve gençlerin rehabilitasyon odaklı alternatif programlara dahil edilmesi suçun tekrarının önlenmesine önemli bir ölçüde katkı vermektedir.
Mağdur fail arabuluculuğun en bilinen çeşidi olan kurban-suçlu görüşmesi adalet sistemi içinde uygulanmaktadır. Mahkemeden havale edilen süreçte kurbanlar ve suçlular duygularını değiş tokuş etmek ve tazminat anlaşmalarını konuşmak için buluşurlar.
Mağdur fail arabuluculuğu ile ilgili olarak, Austin’deki Teksas Üniversitesi Onarıcı Adalet ve Onarıcı Diyalog Enstitüsü müdürü olan sosyal hizmet profesörü Armour, cinayet vakalarında fail-mağdur görüşmesinin başlaması konusu üzerinde durmaktadır. Kurbanların aileleri genellikle sevdikleri kişileri kendilerinden çalan suç hakkında bilgi edinmek isterler ve Armour’un belirttiğine göre bu nedenle bazen katil ile görüşmek isterler. Bu gibi bir süreç iyi planlanır ve gözlenirse daha önce devletin katili adalet önüne getirmesi ihtiyacı ile cinayetten kurtulanların farkındalığı uyumlu hâle getirilir.
Sosyal hizmet uzmanları aktif olarak mağdur-fail görüşmelerinin her alanı içinde bulunurlar. Umbreit’a göre onarıcı adaletin bir ifadesi olan arabuluculuk; çocuk suçluluğu sistemi içindeki sosyal hizmet uygulamaları için gelişen bir alandır. 1990’larda Roberts ve Brownell Amerika Birleşik Devletleri’nde toplumsal onarıcı adalet modelinin çoğu yerde uygulanmasına dair önemli gelişmelerin olduğunu ortaya koymuştur. Adli sosyal hizmet uzmanları, ulusal boyutta onarıcı adaletin gelişmesine öncülük etmektedirler.
Okullarda yaşanan şiddet, engelli kişilere yönelik olumsuz davranışlar vb konularda aile konferansları yapılmaktadır. Ülkemizde de okullarda birbirlerine zorbalık yapan öğrenciler arasında amatör arabuluculuk uygulamaları yapılmaktadır. Aileler bu sürece dâhil edilmektedir. Ancak bu uygulamalar profesyonel değildir. Okullarda okul sosyal hizmet biriminin oluşturulması akranlar arasında yaşanabilecek olumsuzlukların çözümü için profesyonel uygulamaların gelişmesine yardımcı olabilir.
İyileşme çemberlerinde; bir suç nedeniyle travma yaşamış ve aile veya toplum desteğine ihtiyaç duyan kurban veya hayatta kalanlarla ile çalışma için uygundur. Bu format; sevdikleri ile yeniden beraber olmak için alkol veya madde bağımlılığından kurtulmak isteyenler için de idealdir.
İngiltere’de gençlere yönelik fail panelleri uygulamaları yaygındır. Yaşları 10 ile 17 arasında olan ve ilk kez bir mahkeme önüne gelmiş olan genç failler, suçları hapis cezası gerektirmeyecek derecede hafif ise panellerine yönlendirilirler. Panel, toplum içerisinde yaşayan ve birisi toplantı başkanı diğeri de uzman olan iki eğitilmiş üyeden oluşur. Panellere genç birey ile ebeveyni veya vasisi katılır. Eğer varsa mağdur ve genç birey üzerinde olumlu etkisi olabilecek bir insan da davet edilebilir. Panel genç bireyin kendisinin de söz sahibi olduğu ve problemlerini saptayabileceği bir eylem planına karar verir. Planın uygulanması sürecinde genç bireyin gelişimini değerlendirmek için sürecin sonunda tekrar buluşulur.
Onarıcı adalet programı Türkiye’de yeni bir uygulamadır. Türkiye’de arabuluculuk hizmetleri Adalet Bakanlığına bağlı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne bağlı Arabuluculuk Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülmektedir.
22 Haziran 2012 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK), Resmî Gazete'de yayınlaması ile yürürlüğe girmiştir. 26 Ocak 2013 tarihinde Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin (HUAK Yönetmeliği) yayımlanmasıyla da resmî olarak uygulanmaya başlamıştır. Temel kanunlara ek olarak, bahse konu mevzuat Türkiye’de arabuluculuğun işleyişi ile ilgili temel ilkeleri kapsamaktadır.
2012 yılı itibarıyla çıkan bu kanun ile arabuluculuk uygulamaları başlamıştır; ancak gelişmiş ülkelerde yaşanan gelişmeden çok uzaktır. Bununla birlikte 2005 yılında kabul edilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da fail çocuğun mağdura verdiği zararın ödeneceğine dair maddeler olmakla birlikte bu bölümde anlatılan uygulamalara kıyasla gelişmeye açıktır.