Onarıcı Adalet ve Adli Sosyal Hizmet İlişkisi I

Klasik cezalandırma kapalı kurumlarda cezanın çekildiği ve yaşam koşullarının çok ağır olduğu bir yöntemdir. Bu cezalandırma yönteminin etkileri ile ilgili yapılan çalışmalar, bu modelin suç işleyen kişilerin tekrar suç işlemesinin önüne geçemediğini ve kişilerin tekrar suç işleyerek ceza adalet sistemine dahil olduklarını ortaya koymuştur. Yapılan araştırmalar özellikle çocuk ve gençlerin, katı cezalandırma yöntemleri yerine, rehabilite edici alternatif programlara dahil edilerek suç eyleminden uzaklaştırılabileceğini göstermiştir. Bu nedenle batı ülkeleri, onarıcı adalet (restorative justice) felsefesiyle, çocuk ve gençler için alternatif programlar geliştirmiştir.Söz konusu programlar sadece alternatif programlar değil aynı zamanda tamamlayıcı programlar olarak da tanımlanmaktadır.

Onarıcı adalet, temel ilkelerin uygulanması ile mağdurların çatışmanın çözüm sürecine aktif olarak katılmalarını sağlayarak, onlara suç olayına dair kaygılarını ortaya koyma ve duygularını paylaşma fırsatı vererek bu kişilerin durumlarını iyileştirir. Sanıklar açısından bakıldığında ise, onarıcı adalet süreçleri suçun mağduru için zararın kabul edilebilir ve tatminkâr bir şekilde tazmin edilmesi gibi suçun yarattığı problemi düzeltmek üzere daha yapıcı yollar önerir.

Onarıcı adalet sadece anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek için kullanılan stratejilerden ibaret değildir. Ayrıca mağdurların haklarının savunuculuğunu yapmak ve suçluların tedavisi için politik bir kampanyadır. Uyulmayan kurallar veya verilmesi gereken cezalardan ziyade onarıcı adalet, suçtan temel olarak etkilenen kişlilere odaklanmaktadır.

Onarıcı süreç; genellikle bir kolaylaştırıcının yardımıyla, mağdurun ve failin ve uygun olduğu durumlarda bir suçtan etkilenen diğer bireylerin veya toplum üyelerinin suçtan doğan sorunların çözümü için, hep beraber etkin olarak katıldığı herhangi bir süreç anlamına gelmektedir. Onarıcı sonuç; onarıcı bir süreç sonucunda varılan bir anlaşma anlamına gelir.

Onarıcı adalet programının klasik cezalandırma yerine kullanılabilmesi için bazı temel koşulların olması gerekmektedir. Yani her suçlu kişi için onarıcı adalet programı uygulanmaz. Bu programa başvurulan durumlarda;-Suça verilen yanıt mağdur tarafından uğranılan zararı mümkün olduğunca gidermeli.”-Faillere davranışlarının kabul edilemez olduğu ve suçun mağdur ve toplum için bazı gerçek sonuçları olduğu anlatılmaya çalışılmalı-Failler hareketlerinin sorumluluğunu kabul etmeli.-Mağdurlar ihtiyaçlarını ifade etme ve failin verdiği zararın giderilmesi için en iyi yolun bulunmasına katılma fırsatına sahip olmalı.-Toplumun bu sürece katkıda bulunma sorumluluğu olduğu kabul edilmeli.” dir.

Genel manada onarıcı adalet anlayışı üzerinde gelişen ve ilk olarak 1970’li yıllarda Kanada’da uygulamaya konulan “mağdur-fail uzlaşması” profesyonel ve eğitimli bir arabulucu nezaretinde fail ve mağdurun gönüllü olarak başlattığı ve devam ettirdiği yüz yüze görüşme ve diyaloga geçme seansları olarak tarif edilebilir.

Sosyal hizmetler, mağdur desteği ve aynı zamanda hapishane personeli de MFA’ nın ceza adaleti sisteminin tüm aşamalarında yer aldığı ülkelerde davaları gayri resmi bir şekilde MFA uygulamasına yönlendirebilmektedir. Hapishane personelinin (psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve eğitimciler) failin mağdurun zararını tazmin etme isteğini ve kapasitesini belirleyebilmesi daha muhtemeldir, dolayısıyla hapishane çalışanları bir vakayı ara buluculuk hizmetine yönlendirebilir.