Ceza İnfaz Sisteminde Adli Sosyal Hizmet

Suçluyu cezalandırma yaklaşımı bir taraftan toplumun suçludan korunmasını hedef alırken, diğer yandan da suçluyu toplumun öfkesinden korumayı ve ıslah etmeyi amaçlamaktadır. Cezaların infazı kamu vicdanının rahatlatılması ve adaletin gereğinin yerine getirilmesi açısından önemlidir. Cezalandırmada nihai amaç suçun önlenmesidir. Suçlunun işlediği fiilin karşılığı olarak hürriyetinin kısıtlanarak cezaevine konulması yeniden suç işlemesine engel olduğu gibi, toplumdaki diğer bireylere de suça bulaşmamaları konusunda mesaj vermektedir. Cezalandırmanın toplumu koruma ve caydırıcılık boyutunun yanında, suç tekrarının önlenmesi ve meydana gelen toplumsal zararın onarılması işlevinin de bulunması sosyal hizmet müdahalesine olan ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır.

Ceza infaz sisteminin en önemli unsuru hükümlü ve tutukluların hürriyetlerinin kısıtlanarak hapsedildiği ceza infaz kurumlarıdır. Ceza infaz kurumları hapishanesiz yüzyıllardan sonra tarihin belli bir döneminden sonra ortaya çıkmış ve 18. yüzyıldan itibaren sürekli reform edilerek günümüzdeki modern halini almıştır. Hapishane kurumunun ortaya çıkmasıyla birlikte suçlunun bedeni yerine ruhunun ve bilincinin cezalandırılması ön plana çıkmıştır. İlk modern cezaevi 1829 yılında Philadelphia yakınlarında Amerika’da açılmıştır. Mimari tasarımı ile pek çok yeniliği barındıran cezaevi hücre tipi olup, mahkûmun tecrit edilmesi esasıyla hizmet vermiştir.

Türkiye’de ceza infaz kurumlarında psikososyal servis tarafından yürütülen hizmetler, bireyselleştirme esasına dayalı olarak iyileştirme amaçlı çalışmalardır. Ceza infaz sisteminde temel hedef hükümlüye en uygun ceza şeklini uygulayarak suçtan arınmasını ve yeniden topluma katkı sağlayan bireye dönüşmesini sağlamaktır. İyileştirme çalışmalarıyla hükümlülerin kuruma ilk girişinden tahliyesine kadar geçen süreçte fiziksel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri ya da bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması ve suçluluk duygusundan kurtulmaları amaçlanmaktadır.

Ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet müdahale süreci tanışma ve bağlantı kurmayla başlayıp sonlandırma ve izleme aşamasıyla son bulmaktadır. Hükümlülere yönelik sosyal hizmet müdahalesi kuruma ilk girişte, ceza infaz sürecinde ve salıverme öncesi hazırlık aşamasında psikososyal destek şeklinde uygulanmaktadır. Cezaevine ilk girişte güven ilişkisinin tesis edilmesi ve mahkûmun etkili bir şekilde değerlendirebilmesi için sabırlı bir terapötik yakınlık kurma süreci yürütülmelidir. Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerde zihinsel yetersizlik, kişilik bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığı, depresyon, kaygı bozukluğu gibi çeşitli psikolojik bozukluklar görülebilir. Buna benzer durumlar cezaevinde görev yapan sosyal çalışmacı açısından zorlayıcı etki oluşturmaktadır. Bu nedenle ceza infaz kurumlarında görev yapan sosyal çalışmacı psikopatoloji konusunda bilgi sahibi olmalı, direnç ve isteksizlikle başa çıkma yollarını bilmelidir.

Hükümlülere yönelik sosyal hizmet müdahalesinin önemli bir kısmı tahliye sonrası yaşama hazırlık programlarını kapsamaktadır. Onarıcı adalet anlayışı suçlunun ceza infaz kurumlarında değişmesini ve cezaevi sonrası suç işlemeden sosyal yaşamına devam etmesini öngörmektedir. Yeniden suç işlemenin önlenmesinde tahliye sonrası yaşama hazırlık önemli bir yer tutmaktadır. Hükümlülerin çoğu toplumun sosyoekonomik düzeyi düşük kesiminden geldiği için eğitim ve meslek becerisi kazanma konusunda desteğe ihtiyaç duymaktadırlar.