Adli Sosyal Hizmetin Tarihsel Gelişimi
Adli sosyal hizmetin kökeni 1800’lü yıllara kadar uzanmaktadır. Klasik cezalandırmacı adli uygulamalara paralel olarak modern, tamamlayıcı ceza uygulamalarının gelişimi ile sosyal hizmet mesleğine zaman içerisinde çok daha fazla ihtiyaç duyulmuştur. Süreçte bireyi sadece cezalandırmanın etkili bir uygulama olmadığı hatta çoğu zaman pekiştirici etkide bulunduğu, suça yönelmeyi etkileyen faktörlerin hassasiyetle ele alınması gerektiği, suç davranışı gösteren bireylerle de kişisel çalışmalar yapmanın etkili sonuçlar doğuracağı anlaşılmıştır.
Adli sosyal hizmet; yasalarla, yasal konularla ve davalarla, hem ceza hem hukuki adalet sistemleri içinde ilgilenen ve çocuk refahı, çocuk velayeti, boşanma, suça itilen çocuklar, akrabaların sorumluluğu, refah hakları, zorunlu tedavi programları ve yasal yeterlilik konularını içeren uzmanlık alanıdır. Adli sosyal hizmet, sosyal hizmet uzmanlarının tanıkları hazırlamasına yardımcı olur. Ayrıca adalet sistemi içindeki diğer çalışanları sosyal refah konularında ve meslektaşlarını da yasalar konusunda bilgilendirir.
1825’te çocuk ve gençler için ayrı kurumlar açılmıştır. 1915 ve 1920 yılları arasında polis güçleri içinde Kadınlar Bürosu kurulmuştur. 1930-1940 yılları arasında birçok psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı, duygusal rahatsızlıkları olan, suça yatkın ve suça sürüklenmiş olan çocukların tedavi edilmesi için işe alınmaya başlanmıştır.1950’lerin sonlarına doğru ise ülke çapında 600’e yakın çocuk izleme merkezi bulunmaktaydı ve sosyal hizmet uzmanları mahkemelerde çalışmaktaydı. 1940, 1950 ve 1960’larda toplum merkezleri kurulmuştur ve çocukların suça itilmesinin engellemesine yönelik programlar artış göstermiştir. 1960’ların ortalarında şartlı tahliye alanında sosyal hizmet uzmanları yeni roller edinmiştir.
Amerika’da uyuşturucu ve aile mahkemeleri gibi özelleşmiş mahkemelerin ortaya çıkması ile sosyal hizmet uzmanlarına olan ihtiyaç artmıştır. Bu ülkelerde sosyal hizmet okulları, hukuk okulları ile karşılıklı anlaşmalar imzalamıştır. Türkiye’de adli sosyal hizmetin kavram olarak kullanımı oldukça yeni olmakla birlikte bu alanda uzun yıllardır sosyal hizmet uzmanları görev yapmaktadır.
Cezalandırma odaklı adalet sistemi ile sosyal hizmet yaklaşımları arasında bir çatışma yaşanmaktadır. Bu çatışma uygulamada sosyal hizmet uzmanlarının sık sık savunuculuk rolünü kullanmasına neden olmaktadır. Ceza adalet sistemi içindeki uzmanlar deneylerle desteklenmiş olan bilişsel davranışçı yaklaşımları kullanırlar. Bireyin yanlış düşünceleri ve kendini suçlaması konusunda farkındalık geliştirmesi ve bunları değiştirmesi hedeflenir.
Sosyal hizmet, tarih boyunca sosyal adaletin savunucusu olan ve önleyici çalışmalar yapan özellikle suça itilen çocuklar konusuna odaklanan bir meslektir. Çoğu sosyal hizmet uzmanı hayatlarını şartlı tahliye memuru olarak, savcı ofislerinde vaka çalışmacısı olarak, ıslah merkezlerinde danışman olarak kazanmaktadır. Sosyal hizmet adli sistem içinde baskın olan ve politika veya yasaların şekillenmesini etkileyen bir meslek değildir. Ancak; toplum seviyesinde sistemin değişmesi için savunuculuk yapmak çok önemlidir.
Adli sosyal hizmet uzmanı, cezaevi şartlarının iyileştirilmesi, mahkûmların rehabilitasyonu, psikolojik destek alması, boş zaman aktivitelerine katılabilmesi gibi konularda da çaba gösterir. Adli sosyal hizmet uzmanları, insan hakları temelinde kendi yerel toplumlarında bu tür çabalar içinde olurlarsa önemli değişimler ortaya çıkacaktır.