Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı

Bu ünitede, demokratik hukuk devletinde, güvenilir adaletin gerçekleşmesi ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en büyük güvencesi olarak görülen yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının genel teorik çerçevesi ele alınacaktır.

Kuvvetler Ayrılığı ve Hukuk Devleti İlkesi Bağlamında Yargı Bağımsızlığı

Hukukun nihaî amacı adalete ulaşmak olduğundan, adalet değeri sebebiyle hukukun etik bir temele dayanması da gerekir. Yargılama makam ve süjelerine tanınan yetkilerin varlık sebebi, onların hukuku uygulamak suretiyle adaleti gerçekleştirmelerini, kişilerin hak ve hürriyetlerini güvenceye kavuşturmalarını sağlamaktır. Hukukî meşruluğun ölçütü olarak evrensel hukuk değer ve ilkelerinin önemli bir unsurunu hukuk devleti ilkesi ve bunun kapsamındaki yargı bağımsızlığı oluşturur. Yargı bağımsızlığı, yasama ve yürütme organlarının yargısal denetiminin sağlıklı yapılabilmesinin önkoşuludur. Yargı bağımsızlığı olmadan hukuken tanınmış, güvence altına alınmış olan haklarımız ve özgürlüklerimiz içi boşaltılmış vaatler halini alır.

Yargı bağımsızlığına ilişkin tanım ve açıklamaların ortak noktası hâkimlerin hiçbir dış müdahaleye ve baskıya maruz kalmaksızın yalnızca kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre karar vermeleri, yargılama faaliyetinde bulunurlarken kendilerine diğer organlardan ve çevrelerden emir, talimat, telkin ve tavsiye gibi, yargılamanın adil, dürüst ve tarafsız yapılmasını olumsuz etkileyebilecek yaklaşımlardan korunmalarıdır.

Yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı kavramları, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri ile yakından ilgilidir. Çağdaş demokratik uygarlığın ulaştığı en önemli aşamalardan biri olan hukuk devleti, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı oluğu bir sistemi ifade etmektedir. Montesquieu’nün adıyla özdeşleştirilen kuvvetler ayrılığı ise devlet niteliğini taşıyan siyasal toplulukta birbirinden farklı kuvvetler bulunduğu, özgürlüklerin güvence altına alınabilmesi için bu kuvvetlerin birbirinden ayrı, bağımsız ellere verilmesi gerektiği temeline dayanmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri birbirinden ayrı ellerde olması, yargının diğer erklerin hukuka uygun davranmasını bihakkın kontrol etmesine imkân tanıyacaktır.

Yargılamanın amacının adaleti temin etmek, adalete ulaşmanın aracının ise bağımsız ve tarafsız yargı olduğu hatırlandığında bir hukuk devletinde mahkemelerin görevlerini yapabilmelerini sağlamak için, yargının diğer devlet organlarının müdahalesi ve her türlü dış etkilere karşı bağımsızlığa kavuşturulması zorunludur. Yargı bağımsızlığı, hâkimlerin görevlerini huzur ve sükûn içinde, her türlü endişe, maddi ve manevi tazyik ve dış tesirden uzak bir şekilde yapabilmelerini temin gayesine hizmet eder. Anayasa mahkemesine göre de Hâkimlik teminatı hâkimlere tanınan bir ayrıcalık değil, toplum için kabul edilen ve hâkimlerin görevlerini tam bir güven ve tarafsızlık içinde yapabilmelerini sağlayan bir kurumdur. Burada söz konusu olan, hâkimin kişisel yararı olmayıp, kamunun yararıdır. -Hâkimlik teminatının amacı, bu görevi yürütenlerin özgür ve tarafsız karar verebilmelerini sağlamak, dolayısıyla topluma, adaletin her türlü baskı ve etkiden uzak olarak dağıtıldığı hususunda güven vermektir.”

Hâkimler yasama, yürütme, yargı organları ile medya gibi çevresel etkenler ve davanın tarafları karşısında bağımsız olmalıdır. Hâkimlerin yasama organına karşı bağımsızlığı yasama organın belli bir dava dolayısıyla hâkime emir ve talimat verememesi, görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaması, görüşme yapılamaması ve beyanda bulunulamamasını ifade eder. Belli bir dava dolayısıyla hâkime emir ve talimat verilememesi yürütme organı bakımından da geçerlidir. Yargı bağımsızlığı, bireysel olarak yargıçların, yargı içerisinden ve dışından gelen her tür usulsüz baskıdan bağımsız olmasını icap ettirir.

Hâkimin somut davanın taraflarından biri ile adil ve tarafsız yargılamaya gölge düşürebilecek nitelikte bir yakınlık, ilişki ve ya husumeti söz konusu olmamalıdır. Yargı bağımsızlığının geniş anlamda basına ve benzeri çevresel etkenlere karşı da sağlanması, dürüst, adil ve tarafsız bir yargılama yapılabilmesi bakımından elzemdir.

Bağımsızlık ve tarafsızlık kavramları arasında yakından bir bağ vardır. Hâkimin tarafsız olması, görevini yaparken hiç kimseyi kayırmamasını, kendisinin veya bir tarafın çıkarını gözetmemesini, duygularına kapılmamasını, kişisel görüşlerinin ve önyargılarının etkisi altında kalmamasını ifade etmektedir.

AİHM içtihadına göre tarafsızlık kavramının objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) olmak üzere iki yönü bulunmaktadır: Yargı yeri, kişisel önyargı veya eğilimden sübjektif olarak sıyrılmalı (sübjektif tarafsızlık) ve objektif bakış açısından bununla ilgili haklı kuşkuları ortadan kaldıracak yeterli güvenceler sunmalıdır (objektif tarafsızlık).

2017 yılındaki değişiklikten önce 1982 Anayasası’nda hâkimlerin tarafsızlığından açıkça söz edilmese de mahkemelerin bağımsızlığı (m. 138), hukuk devleti (m. 2), kanun önünde eşitlik (m. 10), kanunî hâkim (m. 37) gibi anayasal ilkelerden aynı sonuca ulaşılabilecekti.