Adliye Personelinin Hukuki Sorumluluğu
Adliye personelinin sorumluluğu üç farklı türde ortaya çıkar. Bunlar: disiplin, cezaî ve hukukî sorumluluktur. Disiplin sorumluluğu, idarî sorumluluk olarak ifade edilir. İdarî sorumluluk, kural olarak Devlet Memurları Kanunu’na (DMK) tabidir.
Adliye personeli kavramı, hukuksal uyuşmazlıkların çözüldüğü yerler olan mahkemeler ile icra-iflas dairelerinde çalışan kişileri ifade eder. Bu çalışanlar başta hâkim, savcı ve icra müdürleri olmak üzere, yazı işleri müdürü, zabıt katipleri, mübaşir ve hizmetli gibi kamu görevlilerini kapsar.
Adliye personelinini disiplin, cezaî ve hukukî sorumluluğu kural olarak genel esaslara bağlıdır. Disiplin sorumluluğu, disiplin amiri tarafından başlatılan ve görevli kurullar tarafından karar verilen sorumluluğu ifade eder.
Anayasa m. 138’e göre, hâkimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasa’nın bu hükmüyle, yargılamada nihai kararı verecek olan hâkimin, karar verirken vicdani kanaatine göre özgürce hereket edebilmesi amaçlanmıştır.
HMK’da savcıların sorumluluğuna ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Savcılar, her ne kadar, fiiliyatta adliye bünyesinde görünseler de, yargısal faaliyete iştirak etseler de, hâkimlerle aynı kanuna (2802 S.K.) tabi olsalar da, yaptıkları görev ağırlıklı olarak yargılamaya ilişkin olmayıp idari bir görev olduğu belirtilmektedir.
Mukayeseli hukukta da hâkimlerin hukukî sorumlulukları farklı şekillerde yer alır. Örneğin Alman hukukunda hâkimin hukukî sorumluluğu için hatalı bir hareketin; İngiliz, Hollanda, Belçika ve Mısır hukuklarında da hileli bir hareketin; Fransız hukukunda ve İsviçre’nin bazı kantonlarında hâkimin ağır kusuru, hâkimin hukukî sorumluluğu için yeterli görülmektedir.
Hâkimlerin hukukî sorumuluğu, yargılama konusu uyuşmazlık hakkında karar veren hakimin hukuka aykırı hareket etmesi hâlinde ortaya çıkan sorumululuktur. Hâkimin idarî görevleri bulunabileceği gibi yargısal görevleri de bulunabilir. İdarî görevlerden dolayı sorumuluk genel esaslara tabidir. İdari bir görevin ihlali sebebiyle açılacak olan davaların Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerekir.
Türk hukukunda hâkimlerin hukuki sorumululuğu 6100 sayılı HMK m. 47-49 arasında düzenlenmiştir. Hâkimlerin hukuki sorumluluğunun sebeplerini sayma yoluyla ifade eden m.47’nin kenar başılığı, “Devletin sorumluluğu ve rücu” şekllindedir. Bu sorumluluk kaynağını doğrudan kanundan alır.
Karşılaştırmalı Hukukta Hâkimlerin Yargısal Faaliyetlerinden Doğan Hukukî Sorumlulukları
Alman hukukunda bütün kamu görevlileri için uygulanma alanı bulan genel nitelikteki hüküm, Alman Medeni Kanunu 839’da yer almaktadır. Bu paragraf hâkimin yargısal faaliyetinden dolayı sorumluluğuna dayanak oluşturmaktadır.
İngiliz hukukunda özel bir kanuni düzenleme olmadığı gibi, sorumluluk ve tazminatın esaslarını düzenleyen diğer herhangi bir yazılı hukuk kaynağına da rastlanmamaktadır.
Fransa'da hukukÎ sorumluluk bakımından, devletin sorumluluğu hâkimin sorumluluğunun yerini almıştır. Bu itibarla yargısal faaliyetten dolayı hâkimin doğrudan sorumluluğu söz konusu değildir.
Uygulamada otuz yılı aşkın, devletin ödediği tazminatlar için hâkime karşı, bir rücu davası açmadığı belirtilmektedir.
Türk Hukukunda Hâkimlerin Yargısal Faaliyetlerinden Doğan Hukukî Sorumlulukları
Hâkimlerin hukukÎ sorumluluğu esasen haksız fiil sorumluluğudur. Hâkim yargısal faaliyetini icra ederken kusurlu bir davranışından doğan yerine göre hukuka ve/veya kanunu aykırı bir fiilin olması; bu fiilden taraflardan birinin veya ikisinin birden zarar görmüş olması; fiil ve zarar arasında uygun nedensellik bağı olması gerekmektedir. Bununla birlikte özel düzenlemeye tabi tutulan hâkimin hukukÎ sorumluluğundan doğan tazminat davaları genel haksız fiil kurumundan bazı noktalarda özellik arz etmektedir.
Yargısal faaliyetlerinden dolayı hakimlere karşı tazminat davası açılabilmesi için bazı şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar HMK m. 47’de sayılan sebeplerden birinin varlığı, kusur, zarar ve nedensellik bağıdır. Eğer sayılan şartlardan biri dahi gerçekleşmezse, açılan dava reddedilmelidir.