Gastrointestinal Sistem ve Metabolik Hastalıklarda Aciller

Özofagusun koroziv yanıkları; korozif özofagus yanıkları, sülfirik asit ve hidroklorik asit gibi asitlerin ve çoğunlukla potasyum hidroksit, sodyum hidroksit ve sodyum hipoklorit gibi kuvvetli alkalilerin içilmesi sonucu oluşur. Ağız içinde yanma, solunum yollarına aspire edilirse öksürük ve hırıltılı solunum olur. Tedavinin amacı; delinmeyi önlemek ve fibrozis ile darlık gelişimini durdurmaktır.

Gastrointestinal Sistem Kanamaları

Özofagus varis kanamaları; mutlaka hasta yoğun bakım şartlarında takip edilmelidir. Aktif kanayan hastaya damar yolu açılmalı ve tansiyon takibi yapılmalıdır. Hastaya sıvı, kan ve kan ürünleri replasmanı yapılır. Hastanın ağızdan alımı sonlandırılmalı ve oksijen tedavisi uygulanmalıdır.

Peptik ülser kanaması; Akut üst GİS kanamalarının en sık nedenidir. Ağır kanamalı hastaların ise %30-40’ında önceden ülsere ait semptomlar bulunur. Hastada çok fazla kanama olabileceği gibi hâlsizlik, güçsüzlük ve kronik anemi gibi hafif kanamaya ait bulgular da görülebilir. Tedavide öncelikle şok tedavisi başlatılmalıdır.

Alt gastrointestinal sistem kanamaları; son 3 gün içinde ortaya çıkmış, hayati bulgularda değişikliğe ve anemiye yol açabilen ve transfüzyon ihtiyacı doğurabilen kanamalardır. Alt GİS’ in yoğun kanamalarını en önemli bulgusu kanlı dışkı çıkarılmasıdır. Tedavide hastaya yaklaşım kanamanın miktarına bağlı olarak değişir.

Akut karın ağrısı; 24 saatten daha kısa bir süreden beri var olan bir ağrıdır. Akut karın tek başına bir hastalık olmayıp çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişebilecek klinik bir tablodur. Hastanın dış görünüşü, yaşam bulguları ve hastalığı ile ilgili bulgular değerlendirilmelidir. Akut karınla gelen hastalara kesin tanı konuluncaya dek tanı koymayı güçleştirecek veya mevcut hastalığı olduğundan şiddetlendirecek herhangi işlem yapılmamalıdır.

Akut apandisit; vermiform appendixin taşlaşmış dışkı parçaları ya da diğer nedenlerle tıkanması sonucu oluşan enflamasyonudur. Ağrı göbek bölgesinde başlar, sağ alt kadranda lokalize olur. İştahsızlık ilk ortaya çıkan bulgusudur. Hastane öncesi tedavide sıvı replasmanı ve şoka karşı önlemler alınmalıdır. Kesin tedavi cerrahidir.

Akut pankreatit; pankreasın inflamasyonu olarak tanımlanmaktadır. Karın ağrısı en belirgin semptomdur. Şiddetli hastalıkta ise abdominal hassasiyet ve defans olabilir. Bulantı, kusma, lokalize veya yaygın barsak tıkanıklığı bulunabilir. Acil tedavi ve bakım; standart tedavinin uygulanması, komplikasyonların tedavisi ve hastalık tekrarının önlenmesini içerir.

Akut kolesistit; safra kesesinin enflamasyonudur. En önemli sebep safra taşıdır. Başlangıçta ağrı epigastrik alanda hissedilirken, zamanla karın sağ üst kadran ve sağ skapula bölgesine yayılır. Sıklıkla bulantı, kusma ve hafif sarılık görülebilir. Akut kolesistitin tedavisinde ilk yaklaşım, barsak dinlendirme, gelişmiş olabilen metabolik dengesizliği düzeltici sıvı ve elektrolit tedavisi, ağrı kesici tedavi ve uygun antibiyotik seçimidir.

Hepatik ensefalopati; karaciğer yetmezliği sonucu oluşan beyin fonksiyon bozukluğunu ifade eder. Şuur bulanıklığı, kişilik ve davranış değişiklikleri, entelektüel fonksiyonlarda bozulma, konuşma bozuklukları (yavaş-monoton konuşma, depresif tavırlar, uyku ritminde bozulma, kanat çırpma şeklinde el titremeleri, nefeste amonyak kokusu ve hızlı solunum görülür. Hasta acil servise başvurduğunda hemen solunum ve dolaşımın desteklenmesi sağlanmalıdır.

Metabolik Hastalıklarda Aciller

Diyabetik ketoasidoz; genellikle relatif ya da mutlak insülin eksikliği ve buna ilaveten glukagon, kortizol, büyüme hormonu ve adrenalin gibi kontrregulatuar hormonların miktarınla artış sonucu görülür. Sıklıkla Tip I diyabette görülür. Hastalarda hipergliseminin tipik belirtiler olan çok idrar çıkarma, çok su içme, susama hissi ve gece aşırı idrara çıkma görülür. Hastalarda aşırı sıvı kaybına bağlı dehidratasyon görülebilir. Tedavi; sıvı replasmanı, hipergliseminin düzeltilmesi, asidoza yönelik tedavi, elektrolit açığı replasmanı ve tekrarın önlenmesini içermektedir.

Hipoglisemi; serum glikoz düzeyinin 50 mg/dl’nin altında olması ve glikoz verildiğinde semptomların düzelmesi olarak tanımlanır. Başlıca nedeni mutlak ya da göreceli insülin fazlalığıdır. Kan glikoz düzeyine göre solukluk, hâlsizlik, uyku hâli, dikkatte azalmadan komaya kadar değişen düzeyde belirtiler görülmektedir. Genel olarak hipoglisemi tedavisinde nedene bakılmaksızın hemen hızlı metabolize olan karbonhidratlar verilmelidir.

Tiroid fırtınası; tiroid bezindeki fonksiyon bozukluğu sonucu tiroid hormon konsantrasyonlarının aşırı yükselmesi ile seyreden hayatı tehdit edici bir acildir. Yüksek ateş, sıcak ve nemli cilt, aşırı terleme, mental durumda değişiklik, nöbet, psikoz, koma, taşikardi, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği, nefes darlığı, çok hızlı solunum, diyare, bulantı, kusma ve karın ağrısıdır. Hasta hemen monitörize edilmeli oksijen tedavisi başlanmalıdır. Damar yolu açılmalı ve sıvı tedavisi sağlanmalıdır. Vücut ısısı düşürülmelidir.

Miksödem koması; hipotiroidizm yetersiz tiroid hormonu üretiminin sebep olduğu yavaşlamış metabolizma durumudur. Hâlsizlik, yorgunluk, vücut ısında düşme, hipotansiyon, hipoventilasyon, bradikardi, hipoglisemi, uykulu görünüm, kaba derin ses, soğuk intoleransı, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, baş ağrısı, cilt/saç kuruluğu, menstrüel düzensizlikler görülür. Tedavi tiroid hormon tedavisi, destek tedavisi ve eşlik eden problemlerin tedavisini içerir.

Adrenal kriz; adrenal bezin organizmanın gereksinimini karşılayacak kadar hormon üretemediği ölümcül bir tablodur. Hastada hâlsizlik, kilo kaybı, bilinç değişikliği, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, bayılma ve dehidratasyon görülebilir. Hipotansiyon ve hipoglisemi tespit edilebilir. İlk olarak hastanın bilinci kontrol edilmeli, hava yolu açıklığı ve devamlılığı sağlanmalıdır. Damar yolu açılmalı, ilave oksijen desteği sağlanmalıdır. Hipoglisemi ve dehidtasyonun düzeltilmesi için sıvı tedavisi yapılmalıdır.