Afet Yönetimine Genel Bir Bakış

Yüzleştiğimiz Afetler

Genellikle nadiren de olsa karşılaştığımız afetler doğa, insan ve teknoloji kaynaklı olmak üzere üç ana grupta sınıflandırılmaktadır. Son yıllarda nüfus ve kentleşmedeki artış bazı yerlerde afete dönüşen tehlikelere maruz kalan savunmasız nüfusta büyük artışlara neden olmuştur. Ayrıca küresel iklim değişikliği nedeniyle hem sayısı hem de şiddeti artan hidro-meteorolojik afetler sonucu daha fazla insan afetlerden etkilenmektedir. Özellikle az gelişmiş ülkelerdeki ekonomik kayıplar o ülkelerin gayrisafi millî hasılalarına göre büyük oranlarda yıkıma neden olarak gelişmelerini engellemektedir. Böylece afetler ülkenin alt yapısı ve halkın refahına yapılacak olan kaynakları yara sarmaya harcanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle afet yönetimi artık dünyada önemli bir kalkınma problemi olarak ele alınmaktadır. Böylece artık afet yönetimi arama kurtarmadan daha çok afetlere karşı dirençli toplumlar oluşturma ve kalkınma çalışmalarına yoğunlaşmıştır.

Sebep ve Sonuç İlişkisi

Toplumlar afetlerden can kaybının yanısıra ekonomik olarak etkilenirken üretim sektöründeki direkt kayıplarını, hasar ve zararların sebep olduğu dolaylı zararlar takip eder. Özellikle emeğe dayalı en büyük sektör olan tarımda olacak ekonomik zararlar büyük bir işsizliğe yol açar ve beraberinde göçleri de tetikler. Bu durum yerel ticaret ve ulaşım sektörünü de etkiler. Sonuç olarak halk fakirleşirken, kamu ve özel sektör afetlere karşı daha da savunmasız hâle gelir. Bu durumda gelecekteki afetlerin daha fazla kayıplara neden olması ve bölgenin yoksullaşması gibi kırılması zor bir sarmal oluşur.

Bu nedenlerden dolayı Türkiye’nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar afet öncesine yönelik afet risk azaltma stratejilerine öncelik vermeye başlamıştır. Bunun için risk azaltma çalışmalarına öncelikle kentsel alanlar, dar gelirli ve eğitimsiz gibi kırılgan toplum kesimlerine yönelik risk azaltma politikaları uygulanmaya başlanmıştır. Özellikle de afetlerden sonra iyileştirme ve yeniden yapılandırma safhalarını bir fırsat olarak değerlendiren kalkınma projelerine de önem verilmiştir.

Dört Evreli Afet Yönetimi Yaklaşımı

Günümüzde uygulanan kapsamlı afet yönetiminin başlıca hedefi, afetlerin etkilerini en aza indirmek, önlemek, can, mal ve çevre kayıplarını azaltmak, iş ve hizmet sürekliliğini sağlamak ve toplumun her türlü tehlike ve oluşacak risklerinden korunmayı öğrenmesini ve hazırlanmasını sağlamaktır.

Modern afet yönetimi sisteminde, risk ve zarar azaltma, hazırlık, tahmin ve erken uyarı, afetler konusunda bilgi ve bilinç sahibi olmak gibi afet öncesi önleme ve korumaya yönelik olan çalışmalara “risk yönetimi” denilirken; etki analizi, müdahale, iyileştirme, yeniden yapılanma gibi afet sonrası hayatı ve işleyişi düzeltmeye yönelik olarak yapılan çalışmalara ise “kriz yönetimi” adı verilir. Öncelikle şehir, bölge ve ülke genelinde bir bütün olarak olası zarar azaltma ve hazırlık gibi risk yönetimine yönelik çalışmalar yapılmazsa afet sonrası kriz yönetimi hızlı, ucuz ve etkin yani başarılı olamaz.

Bu noktada ortaya çıkan “Afet Yönetimi” kavramı her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, zarar azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerinin tümünü kapsar. Diğer bir şekilde, afet yönetimi çalışmaları afetlerle ilgili afet öncesi, sırası ve sonrası yapılan çalışmaların bir bütündür.

Afet ve Acil Durum Yönetiminde Uzmanlık

Afetlere karşı hangi önlemlere başvurulacağı kararların kimin tarafından alınacağı, yönetimlerin bu tür kararlar almada yetkin ve yetkili olup olmadıkları hep bir sorun olarak gelmiştir. Bu nedenle, afet ve acil durum yöneticileri bunların uzmanlıkları zamana göre değişiklikler göstermekte ve gelişmektedir.