Psikolojik Baş Etme Becerileri
Travma sonrası ortaya konan tepkilerin şiddeti, yoğunluğu ve süresi kişiden kişiye oldukça farklılık göstermektedir. Bazı bireyler sanki olayı hiç yaşamamış ya da önemsemiyormuş gibi bu belirtileri hızla üzerlerinden atıp rutin yaşamlarına geri dönerken, bazı bireylerde haftalar, hatta aylar ve yıllar boyunca bu belirtileri görmek mümkündür. Bu durum insanların travmaya dayanıklılık konusunda farklı düzeylerde olduğunu göstermektedir.
Travmaya Dayanıklı Olmak
Aslında psikolojik hasarın en önemli belirleyicisi travmatik olayın kendisidir. Çok büyük olaylarla yüzleşildiğinde bireysel kişilik özelliklerinin az bir önemi vardır. Yeterince ciddi bir travmatik maruz kalmaya karşı hiç kimse bağışık değildir.
Her ne kadar bir bireyin travma sonrası stres bozukluğu göstermesi öncelikli olarak travmatik olayın doğasından kaynaklanıyor olsa da bireysel farklılıklar, yer alacak olan bozukluğun biçiminin belirlenmesinde önemli rol oynar. Travmatik olayların etkisi, bir dereceye kadar, etkilenen insanların dayanıklılıklarına da bağlıdır. Yapılan araştırmalar strese dayanıklı bireylerin yüksek sosyallik, aktif baş etme stili, kendi kaderini kontrol edebilme yeteneğine dair güçlü bir inanç gibi özelliklere sahip olduklarını göstermiştir. Bazı insanlar travmanın kötü psikolojik etkilerine karşı özellikle dirençli olabilirken, çizginin diğer ucunda yer alan bazı insanlar ise özellikle hassas ve incinebilir olabilir.
Travmaya Dayanıklı Bireylerin Özellikleri
Travmalara karşı dirençli bireylerde gözlenen ortak özellikler genel hatlarıyla şu şekilde ifade edilmektedir:
- Kendine ve örseleyici yaşam olaylarıyla başa çıkma gücüne güven
- Bağımsız düşünebilme ve davranabilme
- Başkalarıyla almaya ve vermeye dayalı olumlu ilişkiler kurabilme
- Bireysel disiplin ve sorumluluk duygusuna sahip olma
- Açık fikirlilik ve esneklik
- Kendisinin ve başkalarının duygu ve düşüncelerini tanıma ve anlayabilme
- Bu duyguları başkasına iletebilme
- Stres verici olaylara karşı tolerans
- Yaşama anlam verecek bir yaşam amacı ve felsefesine sahip olmak
Burada öz yeterlik kavramı ön plana çıkmaktadır. Öz yeterlik; kişilerin, kendi eylemleriyle arzu edilen etkileri ortaya koymada kendi kapasitelerine olan inançları olarak tanımlamaktadır. Öz yeterlik seviyeleri yüksek bireylerin travmalar gibi stres durumlarında daha etkin ve daha dayanıklı bir duruş sergileyecekleri söylenebilir.
Baş Etme
Genel olarak baş etme kavramı; tehdit, zarar ve kayıpları ya da bunlara eşlik eden sıkıntıları önlemek veya azaltmak için gösterilen çabalar olarak tanımlanır. Travma, tanımı itibarıyla “uyum sağlamak” yerine maksimum “baş etme” çabası gerektirir. Baş etme ile ilgili iki temel yaklaşım vardır; Bunlar; etkileşim kuramı ve kaynakların korunması kuramıdır.
Stres ve Baş Etmede Etkileşim Kuramı
Bu kuram çevresel koşullar ve bunlara karşı verilen bireysel tepkiler arasındaki etkileşime vurgu yapar. Burada kişinin bilişsel değerlendirmeleri önemlidir. Bu değerlendirme süreçleri sonucunda bireyler çok sayıda baş etme tepkileri üretirler. Bunlar problem odaklı (aktif) ya da duygu odaklı (pasif) olabilir. Problem odaklı baş etme, kişinin sorunu ortadan kaldırma çabasını ifade ederken, duygu odaklı baş etme kişinin duygusal sıkıntılarını azaltma çabalarını vurgular.
Kaynakların Korunması Kuramı
Kaynakların korunması kuramı baş etmeyi; insanoğlunun, hayati öneme sahip kaynakları tehdit edildiğinde ya da zarara uğradığında onları muhafaza etme (elinde tutma, kaybetmeme) ihtiyacının bir sonucu olarak ele alır. Kaynakların korunması kuramında baş etme kavramı; kaybedilen kaynakların yeniden elde edilmesi, daha fazla kaynak kaybını önleme veya çok önemli kaynakların elde edilmesi için üretilen tepkileri ifade eder. Kişi yaşanan bir travma sonucunda sahip olduğu bu gibi kaynakların kaybını azaltmaya ve ilerleyen zamanlarda bunları telafi etmeye çalışacaktır.
Olumlu ve Olumsuz Baş Etme
Olumlu baş etme karşılaşılan stres durumlarını etkili bir şekilde çözüme ulaştırarak kişinin yeniden uyumunu sağlamaya dönük tepkileri içerir. Öngörü sahibi olma, sosyal destek arama ve mizahı kullanma, gevşeme egzersizleri, düzenli uyku vb. olumlu baş etmeye örnek verilebilir. Travma sonrası bazı tepkiler kişiyi uyuma götürmek yerine uyumsuzluğun sürmesine ya da artmasına neden olabilir. İşte bu tür yaklaşımlara olumsuz veya uyum sağlamayan yöntemler denir. Kaçınma davranışları, alkol ya da madde kullanımı buna örnektir.
Travmada Psikolojik Baş Etme Becerileri
Temel Psikolojik İyileşme Becerileri
Bazı araştırmacılar travma ile baş etmede altı temel beceri belirlenmiş ve bunların kişilere kazandırılmasını hedeflemiştir. Bunlar; (1) bilginin toplanması ve yardımın önceliklendirilmesi, (2) problem çözme becerilerinin oluşturulması, (3) olumlu etkinliklerin teşvik edilmesi, (4) tepkilerin yönetimi, (5) işlevsel düşünmenin teşvik edilmesi ve (6) sağlıklı sosyal bağlantıların yeniden oluşturulmasıdır.
Travma Sonrası İyileşme Becerileri
Bir başka çalışmada da uzmanlar travma yaşamış bireylerin toparlanmaların yardımcı olan becerileri araştırmışlardır. Travmayla baş etmede yardımcı olan beceriler; travma hakkında konuşmak, güven duygusunun yeniden inşa edilmesi, normal yaşamın sürdürülmesi, duyguların farkına varılması, olumsuz hislerle mücadele etme (gevşeme), duyguların denetlenebilmesi, hayatındaki olumlu şeyleri fark etme, uyku düzeninin yeniden sağlanması, çağrışımsız anılarla baş etme, ileriye bakma ve hedefler oluşturma ve yıl dönümlerini hatırlamadır.