Afet ve Travmatik Yaşam Olaylarının Toplumu Etkileme Evreleri

Travma kavramı günlük yaşantımızda sıklıkla kullandığımız kavramlardan biridir.

Amerikan Psikiyatri Birliğine göre yaşanılan bir olayın “ruhsal travma” sayılabilmesi için bireyin gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi sayılabilecek bir olayı yaşamış olması, ağır bir yaralanma, kendisinin ya da bir başkasının fiziksel bütünlüğüne karşı bir tehdidin yaşanması veya böyle bir olaya tanık olması ve böyle bir olay karşısında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme tepkilerini vermiş olması gerekir.

Macnab bireyin hayatı boyunca karşılabileceği travmatik olayları insanlar tarafında yaratılanlar ve doğal olaylar olarak iki gruba ayırmaktadır.

Her birey hayatı boyunca karşılaştığı travmatik olaylarla başedebilme gücüne, yeteneğine, yeterliğine sahiptir.

Afet ve travmatik yaşam olayları karşısında bireyler birbirinden farklı tepkiler verirler. Bu tepkiler olağanüstü bir durumda verilen normal tepkiler olup, duygusal, bilişsel, fiziksel/ somatik, davranışsal ve sosyal tepkiler olarak sınıflandırılır.

Karancı ve Erdur-Baker afet ve travmatik yaşam olaylarının ardından gösterilebilecek normal tepkileri dört döneme ayırarak açıklamışlardır. Bunlar; ilk 24 saati içine alan şok dönemi, tüm yaşananların farkına varıldığı tepki dönemi, olayın yarattığı duygusal, düşünsel ve davranışsal tepkilerin gözden geçirildiği işlemleme dönemi, gelecek planlarının yapılmaya başlandığı iyileşme/yeniden oryantasyon dönemidir.

Afet ve travmatik yaşam olaylarının toplumu etkileme evreleri 4 evredir. Afet ve travmatik olayın yaşandığı anda ya da hemen sonrasında görülen hayatta kalma mücadelesinin verildiği kahramanlık evresi, medyadan, devlet yetkililerinden, ulusal ve uluslararası yardım kuruluşlarından, sivil toplum kuruluşlarından gelen yardımların en yoğun olduğu balayı evresi, ilgi ve desteğin azaldığı hayal kırıklığı evresi, hayat tarzlarında ortaya çıkan değişikliklere uyum sağlandığı düzene dönme evresidir.

Afet ve travmatik yaşam olaylarına her insan aynı tepkiyi vermez. Bazıları çok büyük olumsuzluklar yaşarken bazıları da travmatik olaydan sonra daha güçlü davranırlar. Bu duruma "travma sonrası büyüme" denir. Esasen her travma ya da kriz bir fırsattır. Ancak “travma sonrası büyüme”nin her durumda gerçekleşmesini beklemek yanıltıcı olur. Yaşanan olumsuz olayları olumlu kazanımlara dönüştürebilmek bireyin kendisine olan güveniyle, kişilik özellikleriyle, çevresindeki insanlardan aldığı sosyal destekle, problem çözme becerisini gelişmiş olmasıyla, sosyoekonomik ve kültürel düzeyi ile daha önce yaşamış olduğu travmatik olayların niteliği ve ne kadar sürdüğü ile yakından ilgilidir.

Afet ve travmatik yaşam olaylarından mağdur olanlar dört gruba ayrılır. Birincil mağdurlar, olayı doğrudan yaşayan kişilerdir. İkincil mağdurlar birincil mağdurlarla ailevi ya da kişisel bağları olanlardır. Üçüncü mağdurlar arama-kurtarma çalışmalarında görev alan gönüllü ya da profesyonel çalışanlar, dördüncü mağdurlar da olayı medyadan takip eden kişilerdir.

Afet ve travmatik yaşam olaylarının ne zaman olacağı bilinemediğinden bu tür olaylar ortaya çıkmadan olası can ve mal kayıplarını azaltmak için teknik, yasal ve yönetimsel önlemlerin alınması gerekmektedir.