Afet Psikolojisi ve Temel Kavramlar
Travma Kavramı
Krizler aniden ortaya çıkan ve olumsuz sonuçlar doğuran durumlardır. Daha çok bireyleri ve küçük grupları etkiler. Afetler ise aniden ortaya çıkan ve geniş kitleleri etkileyen yıkıcı olaylardır. Bu yönüyle bakıldığında her afet bir kriz durumu ortaya çıkarır, ancak her kriz durumu bir afet değildir. Buna benzer şekilde yaşanan her travmatik olay bir kriz yaşanmasına neden olmayabilir. İnsanların travmatik olaylara karşı verdikleri tepkiler farklılaşmaktadır. Bazı insanlar bu olaylardan fazla etkilenmeden olayın üstesinden gelebilirken, bazı insanlar ciddi anlamda etkilenip uzman yardımına ihtiyaç duyabilir.
Kavramın Tarihsel Gelişimi
Afet ve krizlerin insanlar üzerindeki etkisi yüz yılı aşkın bir süredir araştırılmaktadır. Tarihsel süreç incelendiğinde, travma sonrasında yaşanan stresin farklı olaylarda gözlenmesine rağmen genel olarak savaşlarla daha çok ilişkilendirilmiş olduğu görülmektedir. Aslında verilen isimlere bakılınca yaşanan stres belirtilerinin tamamen duruma özgü yorumlandığı ve ortaya çıkan olayla birlikte anıldığı gözlenmektedir. İkinci Dünya Savaşına kadar travma tepkilerinin beyin ve omurilik zedelenmelerinden kaynaklandığı düşünülmüştür. Bu tarihten sonra travmaların psikolojik etkileri fark edilmeye başlanmış ve ancak 1970’lerden itibaren travma tepkilerinin fiziksel/fizyolojik hasarlardan değil, tamamen psikolojik örselenmelerden meydana geldiği kabul edilmiştir. Günümüzde, travma sonrası stres tepkileri olarak anılan bu tepkilerin normal kabul edildiği, ancak kişilerin hayata uyumunu bozmaması için baş edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Travmanın İnsan Psikolojisine Etkileri
Travmatik olayların türü, büyüklüğü, yaşanan kaybın miktarı ve olayın kişi için anlamı gibi durumlar insanların psikolojik durumları üzerinde doğrudan etkilidir. Yaşanan olaydan etkilenme doğrudan (yaşayarak) ya da dolaylı (tanık olarak) olabilir. Travmatik olayın doğrudan içinde bulunmak ile dolaylı olarak tanık olmak, travmadan etkilenme düzeyini belirleyicidir. Bu yönüyle travmadan etkilenenler dört grupta incelenir: (1) Birincil afetzedeler ki bunlar travmatik olayı doğrudan yaşayanlardır. (2) İkincil afetzedeler, travmatik olayı bizzat kendisi yaşamamıştır ancak aileden ya da yakın oldukları birileri travmatik olayı yaşadığı için bu olaydan bire bir etkilenmişlerdir. (3) Üçüncül afetzedeler, travmatik olayı yaşayan bireylere yardım etmek için olay yerinde bulunurlar (örneğin arama-kurtarma ve sağlık ekipleri gibi) ve travmatik olayın olumsuz etkilerine doğrudan tanık olurlar. (4) Dördüncül afetzedeler ise olaya medyadan ya da benzer şekillerde tanık olan kişilerdir. Olaya tanık olma yanında kişilerin olayı anlamlandırma biçimleri, kişilik özellikleri, geçmiş deneyimler, baş etme becerileri gibi unsurlar da bireylerin travmatik olaylardan etkilenme düzeyi üzerinde belirleyicidir.
Travma Sonrası Yaygın Görülen Tepkiler
Travmaya maruz kalan bireylerde istenmeden akla gelen travmatik anılar, kaçınma tepkileri, artmış uyarılmışlık düzeyi, depresif duygular ve kaygı tepkileri sıkça gözlenen ve travma sonrası için normal kabul edilen tepkilerdir. Bu belirtilerle kişi baş edemez ise travma ilerde bir psikolojik bozukluğa dönüşebilir. Travmaya karşı gösterilen tepkiler yaşa göre de farklı nitelikler göstermektedir. Bireylerin içinde bulunduğu psikolojik durumu anlamak ve onlara yardımcı olabilmek için bu tepkilerin bilinmesi önemlidir.